Misyonum Sağlık ve BeslenmeBilgilendirme amaçlıdır; tanı ve tedavi için hekiminize danışınız.

Ünye

Ünye, Ordu'nun güzel ilçelerinden biridir ve uzunca bir sahili vardır. Ünye, M.Ö. 15000 yılına kadar uzanan tarihi ile Osmanlı İmparatorluğu dahil 9 kavmin burada egemenlik kurup yaşadığını görüyoruz. Güneşin denizden doğup denizden battığı, sabah denize girip bir saat sonra yaylaya çıkıp ormanda yürüyüş yapılabilen Karadeniz’in incisi Ünye, doğuya giden turların ilk uğrak noktasıdır. Hafta sonu, günübirlik kentimize gelerek yöresel yemekler, balık çeşitleri ve Ünye Pidesi'ni tadıp hoşça vakit geçirebilirsiniz. 

Ünye, tarıma dayanan ekonomisi ve modern yapılaşmasıyla hızla büyüyen; doğal güzellikleri, yaylaları, kaleleri, konakları, kaya mezarları ve tarihi hamamları bünyesinde barındıran; ince kumsallarıyla donanmış 25 km’lik kıyı şeridi ve kumsallarıyla tarihi bir turizm şehridir. İnce kristal kumları üzerinde güneşlenip yaz yağmurlarında deniz keyfini yaşayabileceğiniz ender sayfiye şehridir. Kumsalların dünyanın nadir bölgelerinde gözlenen magnetik kumla kaplı olması ayrı bir nitelik katar Ünye'ye. 

Osmanlı döneminde Kadıların ve Kaptanların yetiştiği bir yerdir Ünye. Ünye günümüzde geçilecek yer değil, kalınacak yer sloganıyla çağırır insanları kendine, ama çocukluğumuzun geçtiği yalıkahvesiyle, uzunkumuyla, topyanıyla, devrentiyle, burunucu-çömlekçi, orta yılmazlarıyla, kalabuzuyla, çöremeziyle, çamlığıyla, kırkevleriyle hafızalarımıza çakılmış yerlerini artık değişmiş kalıplarda görebiliyoruz maalesef. Çocukluğumuzdaki anılar gitmiş, yerini modern kentleşmenin, çoğu ülkeyi ve çoğu bölgeleri kasıp kavurduğu ve eskileri alıp götürdüğünü görüyoruz Ünye'de. 

Ama bunlara rağmen, sahili, denizi, yeşili ve doğasıyla, tarihi mekanlarıyla yine de bana gelin, bende kalın, güneşin doğuşu ve batışını seyredin, yiyin ve için der Ünye. Ünye, dört mevsim görülecek ve yaşanacak bir yer.  Herkesin bir Ünyeli arkadaşı ve dostu olsun, keyfine doyamazsınız. 

Çocukluğumuzda Ünye halkının maddi ve manevi katkılarıyla da yapılan Ünye Çimento Fabrikası, faaliyete başladığı ilk dönemlerde her tarafı bembeyaz hale getirdiğinde Ünye'liler yarattığı ekonomik fayda nedeniyle hem söylendiler, hem de ileri ki zamanlarda bunun olmaması için gereken adımların atıldığını duyarak derin bir nefes aldılar. Ama bir müddet Ünye, beyaz renge boyandı.  Zamanla filtre ile bu problem çözüldü. Artık bundan sonra Ünye kendisine gelecek olanları; gönül rahatlığı, sevecenliği, duyarlılığı, gösterişliliği, keyifliliği, huzurluluğu, yazın ritüel haline gelmiş kaldırımda gezintisi, sahildeki balıkçı tekneleri, kumsalı, magnetik kumu, sahili, yüzmesi, kent müzesi, Yunus Emre'si, iskelesi, tarihi kapıları, çakırtepesi, tarihi çeşme ve şadırvanları, ocakları, acısuyu, fındığı, yemekleri, meyveleri, gecesi ve gündüzüyle, yazı ve kışı, diğer mevsimleri ile bağrına basacaktır... Bekliyoruz Ünye'ye....

Satranç

     Satranç oyunu nasıl oynanır?

  1. Oyuna her zaman beyaz taşlar başlar. Klasik satranç takımlarındaki renkler siyah-beyaz şeklindedir. Ama, bazı özel yapılmış satranç takımlarında her türlü şekil, figür ve renk bulunabilir.
  2. İki kişiyle oynanır.
  3. Her oyuncunun 16 taşı vardır. Bunlardan sekizi piyondur ve önde yer alır. Diğer taşlar bir adet şah, bir adet vezir, 2 adet fil, 2 adet at ve 2 adet kaledir.
  4. İki taş aynı karede yer alamaz.
  5. Her oyuncu sıra ona geldiğinde hamle yapmak zorundadır.
  6. Satranç oyununda süre sınırlaması yoktur. Bazı turnuva oyunlarında zaman sınırlaması mümkündür.
  7. Oyundaki en değerli taş şahtır. Şah sıkıştırılıp kaçacak yeri olmadığında oyun sona erer. Satranç oyununun amacı, rakibin şahını mat etmektir. Bir başka deyimle, karşınızdaki rakibin şahının bulunduğu kareyi tehdit altına almak ve rakibin, tehdit altında olmayan bir başka kareye kaçışının ya da tehdidi engelleyecek başka bir hamlesinin mümkün olmamasıdır. 
Satranç okullarda, kulüplerde ve internet ortamında öğrenilebilir. Ayrıca satranç ile ilgili kitaplar yazılmıştır. Kitaplardan da satranç öğrenilebilir. Ancak en önemlisi satranç oyununun bir mentor aracılığıyla öğrenilmesidir. Mentor olan kişinin satranç oyunlarında ve turnuvalarda başarılı sonuçlar almış olması, tecrübesinin olması satranç oynayacaklar için yeni öğrenme aşamasından turnuvalarda başarı üstüne başarı alınabilecek düzeye gelinmesinde oldukça olumlu neticelere yol açar.

Satranç turnuvalarında heyecan çok fazladır. Her 2 oyuncunun satranç saati vardır ve saati kullanmak, zamana karşı güzel hamleler yapmak başarıda önemlidir. Bunları öğrenebilmek ve uygulayabilmek için devamlı pratikler yapmak, mentor eşliğinde hamleleri gözden geçirmek, turnuva oyuncusu olabilmek için hayalde satranç masalarında oyunlar oynamak, daha önce oynanmış oyunların analizlerini yapmak gerekir.
Satranç, her yaşta öğrenilebilecek ve oynanabilecek bir oyundur. Zeka gelişimine katkıda bulunur. Yaşlılıkta oluşabilecek nörodejeneratif hastalıkları geciktirir. Öğrenmesi ve oynanması kolaydır. 

Çocuklarınıza satranç öğretin, siz bilmiyorsanız birlikte öğrenin ya da onların öğrenmesi için mentorlar bulun.....

Saç Ekimi

Saç Ekimi

Saç Ekimi Nedir?

Günümüzde birçok kişi saç dökülmesi problemlerinden dolayı saç ekimi yöntemlerine başvurmaktadır. Saç kaybı; stres, dengesiz beslenme ve çeşitli sağlık sorunları. Erkeksi dökülme dediğimiz, kelliğe neden olan saç dökülmesinin sonuçlarından kurtulmak için saç ekimi yöntemleri kullanılmaktadır. Saç kaybında saç lazeri ve PRP uygulanabilir. Ancak bazı saç tipleri bu uygulamalarla başarılı sonuçlar elde edemez ve yine saç dökülmesi ve kellik oluşur. 

Saç ekimi nasıl yapılır?

Saç ekimi operasyonu üç temel adım gerçekleştirilerek yapılmaktadır. Bu aşamalar saç köklerinin toplanması, ciltteki kanalların açılması ve açılan kanallara saç köklerinin yerleştirilmesidir.

1. Adım: Saç ekimi lokal anestezi altında yapılır. Bölgeye lokal anestezi uygulandıktan sonra saç kökleri tek tek toplanır. Greft adı verilen saç köklerinin zarar görmemesi operasyonun başarısı için çok önemlidir. Genel olarak ense, greft toplama için en iyi bölgelerden biridir.

2. Adım: Greftler toplandıktan sonra kellik olan bölgeye greftler için yeterli büyüklükte kanallar açılır. Bu aşamada kanalların boyutları ve açısı doğal bir görünüm elde etmek için çok önemlidir.

3. Adım: Saç ekiminin son aşamasında greftler plana göre 45 derecelik açıyla açılan kanallara yerleştirilir ve operasyon tamamlanır.

                                           Saç Ekimi Yöntemleri

FUE Saç Ekimi

FUE saç ekiminde saç kökleri mikro motor kullanılarak tek tek ayrılarak açılan kanallara yerleştirilir. Saç köklerinin kanallara manuel olarak yerleştirilmesinden dolayı oldukça doğal bir görünüm oluşur. 

Safir FUE Saç Ekimi

Safir FUE saç ekiminin normal FUE saç ekiminden temel farkı kanal açma sırasında metal yarıklar yerine özel safir uçlu kalem kullanılmasıdır. Bu safir uçlu kalem iyileşme sürecini hızlandırır. Bu nedenle bireyler tarafından tercih edilebilir.

Robotik Saç Ekimi

Robotik saç ekiminde saç kökleri robotlar tarafından ekilir. Diğer işlemler geleneksel saç ekimi yöntemiyle aynı şekilde ilerler.

DHI Saç Ekimi

Bu işlemin diğer yöntemlerden farkı kanal açılırken kullanılan medikal kalemdir. Bu yöntemde kanal açma ve saç ekimi aynı anda gerçekleştirilir.

FUT Saç Ekimi

FUT saç ekiminin diğer yöntemlerden en büyük farkı, saç köklerinin tek tek değil, bir bant yardımıyla gruplar halinde toplanmasıdır.

Ameliyatsız Saç Ekimi

Yukarıda bahsedilen saç ekimi yöntemlerinden farklı olarak ameliyatsız saç ekiminden bahsetmek mümkündür. Ameliyatsız saç ekimi yönteminde diğer yöntemlerden farklı olarak iğne kullanılmaz. Ameliyatsız saç ekiminde iki farklı yöntem kullanılmaktadır. Bunlar kök hücre saç ekimi ve saç mezoterapisidir.

Kök hücre yönteminde saç kökleri mikro motorlarla toplanır. Kök hücre yönteminin en önemli avantajı saç köklerinin beslenmesi ve saçların çok daha güçlü hale gelmesidir.

Saç mezoterapisi, saç dökülmesini durdurmak ve saç dökülmesini gidermek için yapılan bir uygulamadır. Vitaminler, proteinler ve diğer besinler kişinin saç derisine dışarıdan yüklenir. Saç mezoterapisinde tüm besinler saç derisine çok az acı veren bir iğne ile enjekte edilir.




Liposuction

Liposuction, vücudumuzdaki istenmeyen yağları gidermek için kullanılan bir tür vücut şekillendirme işlemidir. Egzersiz  ve diyet yoluyla kaybetmesi zor olan yağ bölgelerini bir cihaz yardımıyla vakumla almayı içerir. Yağ kütlelerinin ve birikintilerinin toplanma eğiliminde olduğu vücut bölgelerinde gerçekleştirilir, örneğin kalçalar, uyluklar, karın, sırt ve kollar.

Prosedürün amacı vücudunuzu şekillendirmek ve iyi bir şekli korumaktır. Yine aynı beslenme düzeni ve hareketsizliğe devam ederseniz kilo vermenizi sağlamaz. Ancak beslenme düzeninizi değiştirir ve yukarıdaki uyarıları dikkate alıp başlarsanız sağlıklı besinler tükettikten sonra tartıdaki değişimi göreceksiniz.

İşlem genel, bölgesel veya lokal anestezi altında yapılabilir. Anestezinin tipi ve miktarı, vücut ağırlığınıza, şeklinize ve/veya ameliyattan beklentinize göre. cerrahınız tarafından aspire edilmeye karar verilen yağ hacmine bağlıdır.

Liposuction ameliyatı herkese yapılabilir ama bu ameliyat özellikle normal kilolu ve cilt elastikiyeti iyi olan kişilerde en iyi performansı göstermektedir. Yine de son on yılda enerji bazlı liposuction cihazları ameliyathanelerde yaygın olarak bulunmaktadır. Sonuçları itibariyle yüz güldürücü olabilir, ancak doktorunuzla birlikte liposuction ameliyatına karar verilmelidir. Daha önceden de liposuction yapılan kişilere tekrar önerilmesinden kaçınılmalıdır. Devamlı olarak yapılacak bir işlem değildir. Komplikasyonları da gözardı edilmemelidir.

Cerrahlar tarafından kullanılan farklı tip enerji üreten liposuction cihazları vardır. 

  • Ultrason yardımlı liposuction (UAL). İlk nesil UAL cihazları doku hasarı vakalarında ciddi oranda artış olması nedeniyle yeniden dizayn edilerek şimdi üçüncü nesil ile UAL cihazlarıyla, doku hasarı minimize edilerek güvenli koşullar altında ameliyatlar gerçekleştirilmektedir. UAL, özellikle cilt tonusu nedeniyle yağın çıkarılması daha zor olan bölgelerin liposuction uygulamasında, jinekomastide, karın, sırt yağlarının alınmasında ve ikinci kez liposuction olanlarda üçüncü nesil UAL cihazı uygundur.
  • Lazer destekli liposuction. Lazer enerjisi, mikron çapında lazer dalga boyları fiber optik bir sistemle ince bir tüp yardımıyla doğrudan yağ hücrelerine verilir. Termal etki yaratılarak yağ hücreleri arasındaki bağları parçalar ve bu sayede yağ hücreleri kolaylıkla emilebilir. Ek olarak lazerlerin termal etkisi cilt elastikiyetini de arttırır, gevşek olan ciltlerde bu etki önemlidir, bu da insanların bu uygulamayı seçmelerinde daha çok tercih edilebilir anlamına gelir.
  • Radyofrekans destekli liposuction. Nispeten yeni bir prosedürdür. Cilt sıkılaştırmayı teşvik etmek ve istenmeyen yağları gidermek için bu uygulama ile üretilen termal enerji kullanılır. 
  • Güç yardımlı liposuction (PAL) yukarı ve aşağı, dairesel olarak kullanır. Vibrasyon oluşturur ve sonucunda yağ hücrelerini bu sayede parçalar. Daha az enerji gerektirir. Daha fazla yağın alınması ile sonuçlanır. Zor olgularda, sekonder ve skarlaşmış bölgelerde, yoğun yağ birikimi olan alanlarda büyük miktarda yağ toplarken kullanılır.

Liposuction ile alınan yağ hücreleri tekrar büyümez. Eğer kalorinize dikkat eder, doğru ve sağlıklı beslenme modellerini seçer, gıdalarla alamadığımız besin değerlerini canlı ve fonksiyonel gıdalarla takviye edersek, egzersiz ve spor yaparsak yeni dizayn edilmiş vücut şekliniz korunur. Ama bu önerilere uymaz ve bildiğinizi okumaya devam ederseniz, önemli miktarda kilo alırsanız, yağ asitleri vücudunuza dağılır ve vücudunuzda daha önce hiç görmediğiniz yeni yağ birikimlerini görebilirsiniz. Ancak, bir liposuction uygulama sonrası kişi kilo almazsa sonrasında tedavi edilen yağ dokusu tekrardan aynı bölgeye geri gelmez. Liposuction yaşlanma sürecini durdurmaz. Vücudun yağ birikintilerinin şekli ve bölgesi artan yaşla birlikte kademeli olarak değişebilir.

Hamilelik, liposuction sonuçlarını kalıcı olarak değiştirmez. Bir kadın liposuction ardından hamile kalır, kilo alır, doğum yapar ve sonunda hamileliğin aşırı kilosunu kaybederse, orijinal liposuction sonucunda oluşan iyileştirmeler liposuction yapılmış haline geri döner. Ancak hamileleik esnasında kazandığı çatlak izleri ve cilt tonusu değişiklikleri geri dönmeyebilir. Bu tamamen hamileliğin ciltte yarattığı değişikliklerdir. 

Liposuctiondan 2-3 ay sonra sonucunuz belli olur. Özellikle ilk 2 hafta ameliyattan sonra kişilerin ameliyat bölgelerinde çok fazla şişlik olur ama gün geçtikçe şişlikler azalır. İşlemden sonra size bir kompresyon giysisi takılır. Bu şişliklerin azaltılmasında yardımcı olur. Şişliği ve morluğu azaltmak için ameliyattan sonra en az 6 hafta giyilmelidir. 

Liposuction sonrası meydana gelen yaygın rahatsızlıklar:

  • morarma ve şişme 
  • uyuşma
  • küçük yara izleri (5-6 mm)
  • birinci ve/veya ikinci gün kesilerden gelen kırmızı renkli sıvı
  • şişmiş ayak bilekleri

Liposuction bazen yapılan bölgelerde pütürlü ve düzensiz sonuçlara, hematom/seroma, aylarca sürebilen kalıcı uyuşukluk, cilt renginde değişiklikler, pulmoner ödem, akciğerlerde kan pıhtılaşması veya iç organlarda hasar oluşturabilir. Cerrahınız size bu risklerin ve komplikasyonların ne kadar olası olduğunu ve nasıl tedavi edileceğini açıklamalı ve karşılıklı tartışmalısınız...


Obezite - Kedi ve Köpekler

Kedi ve Köpeklerde Obezite

Evcil hayvan sahipleri, köpeklerini ailenin bir parçası olarak görür. Bu nedenle, birçok sahip, evcil hayvanlarına olan sevgilerini ifade etmek için kendilerinin yediği yiyecekleri kullanma eğilimindedir. Bununla birlikte, yiyeceklerin evcil hayvanlar için insandan farklı bir önemi vardır ve evcil hayvanlarını memnun ettikleri inancıyla, sahipleri obezite ile mücadele edilmesi gerekecek düzeyde evcil hayvanların oluşmasına katkıda bulunan davranışsal hatalar yaparlar. ABD/İngiltere'de kedi ve köpeklerinin %60 kadarının fazla kilolu olduğu düşünülüyor, köpek ve kedi sahiplerinin yarısında obezite olduğu, evlerinde birlikte yaşadıkları köpek ve kedilerin %60'ının da obezite halinde olduğunu öğrenince şaşırdım. Obezite halinde olan kişiler arasında sorgulama yapıldığında ise her 4 köpek ve kedi sahibinden sadece 1'i evcil hayvanlarının obezite tarzında şekillenmiş olduğunu söylüyor.

Obezite, vücutta çok fazla yağ depolanması için kullanılan tıbbi terimdir. Obezite yavaş ve sinsi bir şekilde gelişir, bu nedenle çoğu sahip bunun farkında bile değildir. Tedavisi her zaman zordur, çünkü, öncelikle evcil hayvan sahiplerinin evcil hayvanlarının beslenme alışkanlığını değiştirmesi gerekir. Doğası gereği köpekler oburdur. Buna karşılık, kediler yalnız avcılardır ve normalde sadece acıktıklarında yemek yerler. Bununla birlikte, evcilleştirilmiş hayvanların statüsü, normalde doğal ortamlarında yaşarken kapalı yaşama dönüştü, dolayısıyla onların temel doğası değişti. Doğada mücadele ederken yedikleri yemekler şimdi yemek kaplarının içinde her zaman hazır halde bulunuyor. 

Zaten hareketsizlik kapalı yaşamlarından dolayı sıradanlaşmış durumda ve üstüne de hazır önüne konulan yemekler olunca obezite kaçınılmaz hale geliyor. Obezite, hayvan tarafından harcanan enerji miktarıyla karşılaştırıldığında, yiyecek şeklinde alınan çok fazla enerjinin sonucudur. Bu dengesizlik hayvanın kendisinden (hastalık, davranış sorunları) veya hayvan sahibinin yanlış beslenme davranışından kaynaklanabilir. Obezite, tedavisi uzun bir süre alabilir. Bununla birlikte, farkındalık ve obezitenin ne olduğu, kedi ve köpeklere neler yapabileceği bilgilerini öğrenmek işin başlangıcıdır sadece. Pratiğe geçmek kolay olmayacaktır ama onları aile bireyi olarak kabul etmemiz bu mücadeleyi yapmamızı gerektirir.

Obez evcil hayvanların ömrü daha kısa maalesef. Kedi ve köpeklerde obezite 20'den fazla hastalıkla ilişkilendirilmiştir. Obezite, yağın organlara sızmasına neden olarak vücuda daha da fazla mekanik yük bindirir. Bu nedenle obezite olduğunda şeker hastalığı, cilt sorunları, egzersiz intoleransı, kardiyovasküler ve solunum yolu hastalıkları, idrar taşları ve artrit gibi ağrılı eklem sorunları gibi organik hastalıklar sık görülür. Hayvanlar daha az egzersiz yaptığında, kilo almaya daha da yatkındır. Obezite, hayvanın ruh sağlığını da etkiler, çünkü hareket eksikliği, sosyal temas için daha az fırsatı olduğu anlamına gelir.

Köpeklerde aşırı gıda alımı ve hareketsiz yaşam, obezite insidansının artmasına neden olan ana suçlulardır. Pek çok evcil hayvan artık kapalı mekanlara kapatılıyor ya da sadece oynamak için küçük bir bahçesi var. Sahipler çalışmakla meşgul ve hafta boyunca köpeği gezdirmek için çok az zamanları var. Pazar yürüyüşü yeterli değil, bir köpeğin haftada en az birkaç saat, aslında her gün düzenli yürümesi gerekiyor.



Kilo Vermek

 Kilo vermek için basit ipuçları

-Çalışma saatlerinde egzersiz yapmak: Asansör yerine merdiven kullanırken kalori yakılabilir. Birçok insan, günlük olarak fazladan kalori kaybetmek için bu kolay fırsattan yararlanmıştır. Öğle tatilinde yemek sonrası saatte bir yürüyüş yapmak da iyi bir fikirdir. Kilo vermek mümkündür.

-Otomatlardan kaçınmak: Yoğun bir çalışma programı, işyerindeki otomatlardan sağlıksız atıştırmalıkların satın alınmasına neden olabilir. Ancak bu şekerler ve cips paketlerinin besin değeri yoktur ve yalnızca yüksek kaloriler ve sağlıksız yağlar içerir. Bu nedenle, otomatlara direnmek ve sağlıklı besinlerle dolu kuruyemişler ve kuru meyveler gibi sağlıklı atıştırmalıklar taşımak daha iyidir. Bu tavsiye ile kilo vermek mümkündür.

-Gazlı içeceklerden kaçınmak: Bu tür içecekler, kan şekerini ve enerjiyi hızla yükselten, ancak kısa bir süre için yüksek miktarda şeker içerir. Aşırı derecede insülin salgılanmasına katkıda bulunur. Gazlı içeceklerin yan etkileri çok büyüktür ve şaşırtıcı olmayan bir şekilde birçok araştırma, şeker yüklü içecekleri tüketenlerin, onlardan kaçınanların aksine sürekli olarak kilo aldıklarını göstermiştir. Ayrıca gazlı içecekler midemizi büyüterek daha fazla gıda almamızı arttırırlar. Doygunluk hissi azalır. Bu tavsiye ile kilo vermek mümkündür.

-Sağlık bilincine sahip bir iş arkadaşına sahip olmak: Sağlıksız iş arkadaşları arasında sağlıklı alışkanlıkların uygulanması çoğu zaman zorlayıcı olabilir. Bununla birlikte, sağlık bilincine sahip arkadaşlarla takılmak, kötü beslenme alışkanlıklarını azaltmaya ve sağlıklı beslenmeyi daha da teşvik etmeye yardımcı olabilir. Bu nedenle, benzer sağlık hedeflerini paylaşan biriyle daha fazla zaman geçirmek akıllıca bir karardır. Bu tavsiye hayatınıza olumlu katkılara vesile olur, kilo vermek kolaylaşır.

-Bol su içmek: Bazı insanlar genellikle susuzluklarını açlıkla karıştırırlar ve susuzluğunu gidermek için su içmek yerine yemek yerler. Beynimizde susama ve açlık merkezleri birbirine komşudur. Vücut dehidratasyon nedeniyle sinyaller alır ve insanlar vücudun ihtiyacı olan tek şey su olduğunda aç olduklarına inanırlar. Fazlada kalori almamak için, bu sinyalleri karıştırmamak ve doğrusunu bulmak için öncelikle bol su içilmelidir, çünkü su içen bir kişi iş yerinde daha iyi odaklanabilir ve çalışabilir. Bu davranışla kilo vermek ve kilo almamak mümkündür. 

-Duygusal yemek yemekten kaçınmak: İnsanların günlerindeki boşluğu veya can sıkıntısını nasıl dolduracaklarını bilmedikleri bir durumdur ve onları rahatlatan tek seçenek yiyecekler veya atıştırmalıklar gibi görünmektedir. İşte buna duygusal yeme diyoruz; bu durum aşırı yemeye ve daha fazla vücut yağı birikimine yol açarken daha mutlu olacağımızı düşünerek tatmin edici görünen tehlikeli bir alışkanlık. Zaman boşluğunuzun çok olduğu ve ne ile değerlendirilmesini bilemediğiniz zamanlarda, tavsiye almak veya duygusal yardım almak için bir profesyonele danışmak ve belki de bir kilo vermek için destek grubuna katılmak faydalı olabilir. Bu alternatifler, aşırı yemek yemenin asla doğru cevap olmaması gerektiği düşüncesi bir kişinin sorunlara veya ikilemlere gerçek bir çözüm bulmaya çalışırken dikkatli yemeye başlamasına yardımcı olabilir. 

Bu tavsiyelere uymak, yaşamınızı bunlara göre düzenlemek ve pratiğe geçirmekle kilo almamak ve kilo vermek mümkündür.



Yoga

Yoga, son yıllarda popülerlik kazanan eski bir bilgi ve fiziksel aktivitedir. Ancak yoga, diğer fiziksel aktivitelerden farklıdır. Sadece fiziksel zindeliğinizi ve sağlığınızı geliştirmeyi değil, aynı zamanda zihni, bedeni ve ruhu birleştirerek huzurlu, mutlu ve sağlıklı yaşamı da hedefler. Kişisel olarak yapılabildiği gibi grup olarak da yapılabilir. Çok farklı teknikleri olan yoganın kadim zamanlardan gelen bilgilerle günümüzdeki bilgilerin, detayların, figürlerin, düşünme şeklinin, tarzın vs. ile harmanlanarak çok farklı yoga türleri ortaya çıkmıştır. Yoga bir felsefedir ve uygulayıcılarına yogi denilmektedir. 

Birçok yogiyle birlikte yoga felsefesini birlikte uygulayabilirsiniz. Hücre düzeyinde pozitif etkisi olduğuna inandığım yoga değerler bütünü ve ruhunu tüm hücrelerinizde hissedebilir hale gelebilirseniz eğer muhteşem bir şey yapmış ve muhteşem bir şeyle tanışmış olursunuz. Bu değerler bütünü ve felsefesini açıklamanın belki de en iyi yolu 'yoga' kelimesinin kökenine bakmaktır. Kökeni, birlik veya birlik anlamına gelen Sanskritçe 'yuj' kelimesinden gelir.

Günümüzde yoga, kasları germek ve güçlendirmek için fiziksel pratiğin (asana) daha ön saflarında yer almaktadır, ancak aynı zamanda bir dizi disiplin, sözel ve davranışsal yaklaşım gerektirir ve nihai hedefi anlamak olan meditasyondur. 

Çeşitli yoga türleri arasında nihayetinde hepsi aynı amaca sahiptir. Hatha, Ashtanga, Iyengar, Yin, Restoratif, Kundalini ve Sıcak yoga günümüzde en çok uygulanan yoga türlerinden bazılarıdır.

Yoga pratiği genellikle 1-1.5 saatlik seanslardır, çeşitli pozisyonlar içinde kalırken kasları gererek ve gevşeterek enerji akış düzenini korumayı amaçlar. Seansın bitiminden önce nefes egzersizleri ve meditasyon da yapılır.

Herkes, yaşı ve vücudu ne olursa olsun, yoga yapabilir ve yoganın verdiği enerji disiplinin faydalarından yararlanabilirsiniz. Başlangıç ​​seviyesinde deneyerek hangi yoga türünün size iyi geldiğine karar verebilirsiniz. Bu konularla ilgili videolar izleyebilirsiniz, kitaplar okuyabilirsiniz. Ama en önemlisi de istediğiniz zaman, istediğiniz anda başlayabilirsiniz. Yoga ile daha mutlu olmanız ve enerjinizi kontrol etmeniz dileğimle....


Fazla Kilo Almak

 Fazla Kilo Almak

-Orta derecede fiziksel aktiviteye rağmen gün boyunca yakılmayan, kalorisi yüksek yiyecekler yemek nedeniyle fazla kilo almak. Zamanla, daha fazla kalori birikimi obeziteye yol açabilir

-Yağlı ve şeker ilaveli işlenmiş gıdaların tüketilmesi nedeniyle fazla kilo almak,

-Fiziksel hareketsizlik nedeniyle fazla kilo almak,

-Hormonal dengesizlik nedeniyle açlığa ve kalorisi yüksek yiyeceklere yönelik isteklere neden olabilecek yetersiz uyku süresi nedeniyle fazla kilo almak

-Kişiyi obeziteye yatkın hale getiren genetik etkilenmeden dolayı fazla kilo almak,  

-Yaşla birlikte vücuttaki kas miktarı azalır ve daha düşük kas kütlesi nedeniyle metabolizmanın azalması ve daha fazla kilo almak mümkündür 

-Hamilelik sırasında bebeğin beslenmesi için fazladan yenilen gıdalar nedeniyle fazla kilo almak olağandır, ancak doğum sonrası alınan kiloların verilmesi zor olabilir ve birçok kadın doğum sonrası da fazladan kilo almaya devam eder. Fazla kilo almak vücut kitle indekslerine göre kategori edilmeli ve tehlike sınırlarını aşmamalıdır. Fazla kilo almak vücudumuzun sağlığına negatif etki yapar, dikkat edelim...

Fazla kilo almak durumunu açıklayabilecek birkaç tıbbi durum vardır:

-Polikistik over sendromu (PCOS): bir kadının hormon düzeylerini etkileyen bir durum 

-Prader-Willi sendromu: obsesif yemeye neden olan bir durum 

-Cushing sendromu: aşırı kortikosteroid hormonlarının metabolik bir bozukluğa neden olduğu bir durum 

-Az çalışan tiroid bezi


(Hipotirodizm): Tiroid bezinin, metabolizma dahil olmak üzere vücuttaki birçok süreç için hayati önem taşıyan tiroid hormonunu yetersiz miktarda ürettiği bir durum 

-Osteoartrit: ağrılı ve sert eklemlere neden olan, hareketi ve fiziksel aktiviteyi son derece zorlaştıran bir durum

Fazla kilo almakla bana bir şey olmaz demeyin, doktorunuza ve beslenme uzmanınıza başvurun...

Obezite

Obezite: Modern çağımızda ciddi bir risk

Obezite denilince vücutta aşırı yağ birikmesi nedeniyle sağlığı riske atan vücut kitle indeksinin (BKİ) 30 ve üzeri olması kastedilmektedir.

İngiltere ve İskoçya'da yetişkinlerde her iki cinsiyette obezite oranı %29 iken, Kuzey İrlanda'da nüfusun %27'si obezdir. Son dönemlerde, Türkiye obezite artış hızında ilk sıralara yerleşmiştir.

Kadınlar erkeklerden biraz daha yüksek obezite oranına sahip olma eğilimindedir.

En düşük gelirli hanelerdeki yetişkinlerin %34'ü, en yüksek gelirlilerin %21'i obezdir.

BMI= (Kilo / Boy*Boy) günümüzde yaygın olarak kullanılan ve vücuttaki yağ içeriği hakkında fikir veren bir formüldür.

Zayıf: 18,5'in altında

Normal: 18,5 ila 24,9

Fazla kilolu: 25,0 ila 29,9

Obez (sınıf 1): 30.0 ve 34.9

Morbid obezite (sınıf 2): 35-39.9

Morbid obezite (sınıf 3): 40 ve üstü

Hormonlarımız, vücudumuzdaki süreçleri kontrol eden ve dengeleyen kimyasal habercilerdir. Ancak obezitesi olan insanlarda, anormal metabolizmaya, iştahın artmasına veya daha fazla yiyecek için anormal istek ve daha fazla vücut yağının birikmesine yol açan tüm vücudu olumsuz yönde etkileyen hormonlar salgılanır. Ciddi beslenme problemleri ve değiştiremedikleri yeme-içme alışkanlıkları ortaya çıkar. Aşırı vücut ağırlığı sadece sağlık için bir tehdit değil, aynı zamanda çeşitli ciddi sağlık sorunlarına kapı açan fiziksel aktivitenin önündeki bir engeldir. 

Obeziteye yanlış beslenme, günümüzdeki beslenme modelleri, hareketsizlik vs gibi etkenler yol açar. Kısır döngü gelişir. Fast food yemekleri veya işlenmiş gıdaları içeren dengesiz bir diyet, yerleşik bir yaşam tarzı ile birleştiğinde, bağırsaklar, damarlar ve karaciğer dahil olmak üzere birçok hayati organın çevresinde aşırı vücut yağının depolanmasına ve çok fazla kilo alımına neden olabilir. Obeziteye bağlı olarak oluşan karın boşluğunda 'visseral yağ' olarak da adlandırılan bu iç yağın tehlikeli sağlık sonuçları olabilir.

Uzun saatler süren açlıktan sonra, sağlıksız yiyeceklere yönelik mecburi istekler, kontrolsüz yemeye ve obezitenin ana nedeni olan karbonhidrattan zengin yiyeceklerin şekerli içeceklerle birlikte tüketilmesine neden olabilir. Anne ve babanın da obezite ile yaşamını sürdürdüğü ailelerde obez çocuk sahibi olma şansı %80 civarındadır. Çocukların obezite ile yaşamasını istemiyorsak, obez olmasını önlemek amacıyla aile yaşam tarzının muazzam bir etkisi olduğunu kabullenmek, ailelerin gıdalar ve fiziksel aktivite hakkında seçim yapma biçimleri konusunda farkındalık yaratmak gerekmektedir. Obezite ile bilinçli olarak savaşalım...


Minimalizm

MİNİMALİZM için AİLE DEĞERLERİNİ DİKKATE ALIN

Peki ailenizle minimalizme nasıl yaklaşmalısınız? Önce değerlerine hitap ederek.

Ne de olsa minimalizmin aslında dağınıklıktan ya da ne kadar eşyaya sahip olduğunuzdan ibaret olmadığını unutmayın; bunun yerine, hayatınızda en çok değer verdiğiniz şeylere yer açmakla ilgilidir - bu yüzden konuşmanın başlaması gereken yer burasıdır. Yani, her kişinin kendine göre belirlediği bir değerlendirme sistemi var: En değerlisinden en az değerlisine doğru sıralamak önemlidir. Çoğu insan bu kategorilerin çok defa ayırımında değildir. Bu nedenle her şeyi değerli statüsüne sokmaktadır. Bu tür kişiliğe sahip olanlar hemencecik sadeleşemezler, onlara biraz zaman tanımakta fayda vardır. Ama evde bir kişinin bile minimalizmle yaşamaya geçmesi diğerlerini de etkileyebilir.

Örneğin, eşiniz ve oğlunuz büyük bir futbol hayranı diyelim. Belki de minimalizm konusuna bu açıdan yaklaşabilirsiniz?

• Maçlara gitmeyi sevdiğini biliyorum… belki daha az X ve Y alırsak, sana sezonluk bilet alacak parayı bulabilir miyiz?

• Vay be, bir Cumartesi daha evde iş yaparak geçti… belki bazı eşyalarımızı toplarsak, bahçede futbol oynamak için daha çok zamanın olur mu?

Tabii ki, bunlar sadece birer örnek ve sizin için gerçekçi olmayabilir, ancak fikir, “şeyler üzerinden deneyimlerin” hayatlarında nasıl görünebileceğinin bir resmini çizmektir. Kendinizi onların yerine koyun ve minimalizmin onlara özellikle nasıl fayda sağlayacağını düşünün.

• Belki eşiniz uzun yolculuklardan nefret ediyor; daha az eşyanız olsaydı, onun düşünce şekline, yani minimalizm ile yaşamaya yaklaşabilir miydiniz? Üstelik, uzun yolculuklardan nefret etmenin eşyaları toparlama süresindeki uzunluklar ve bavullarla seyahate gitmenin taşıma zorluğu gibi acı verici tarafları da var. 

• Siz ve çocuklar ev işlerinden nefret ediyor musunuz? (Muhtemelen herkes gibi, haha!) Dağınık bir evde hangi işleri bırakabilecekleri veya daha az sıklıkla neleri bırakabilecekleri konusunda net olun. Yapılacak işlerin en çok önemliden en az önemli sırasına konulması minimalizmle yaşamayı öğrenmemiş ailelerde sıkıntılı bir durum oluşturabilir. İş yükü artacaktır ve hiç bitmemek üzere devamı gelecektir. Minimalizmle yaşamayı seçenler bu iş yükünün zamanı altında ezilmezler, bu zamanı sevdikleriyle birlikte geçirmeleri mutluluklarına mutluluk katacaktır. 

• Eşiniz eğlenmeyi sever mi? Evinizde daha az eşya olsaydı, arkadaşlarınızı daha sık davet edebilir miydiniz?

Yaratıcı olun ve aile üyelerinizi neyin motive ettiği konusunda kalıpların dışında düşünün ve bunu zorlayıcı bulursanız, doğrudan onlarla konuşun, ortak bir yol bulmaya çalışın. Hayatlarında daha fazla zaman, para, enerji ve alana sahip olsalardı ne yapacaklarını sorun. Açık noktalarını bulun ve ardından noktaları birleştirin; minimalizm hayatlarını nasıl daha iyi hale getirebilir? Örnekler verin, deneyin, yapın ve sonucu birlikte değerlendirin...

Yaklaşımınıza Dikkat Etmek

Yaklaşımınızına dikkat etmek. Her şeyde önemli olduğu kadar toplu yaşanılan mekanlarda biraz daha önemli hale gelmektedir. Sadeleşmeye veya minimalizme giden yolda karşınızda aile bireyleri yer alabilir. Bu nedenle; her şeyden önce, en önemli unsurun yaklaşımınıza dikkat etmek olduğunu düşünüyorum. Siz sadeleşmek isteseniz de aile üyeleri size karşı çıkabilir hatta bazı ürünler için aile üyeleri veya üyelerden biri kendilerini veya kendisini karar verme sürecinin bir parçası gibi hissediyorsa, onların düşüncelerini almakta fayda vardır. Böyle yapıldığında minimalizm (veya herhangi bir yeni fikir) daha iyi karşılanacaktır. Yaklaşımınıza dikkat etmek, onların düşüncelerini almamak veya onlara hatalarını göstermeye çalışan bir “uzman” olarak davranmak, birlikte aynı mekanı paylaşma bütünlüğünü  bozabilir ve bu nedenle mevcut yaşam tarzlarının saldırı altında olduğunu hissedebilirler. Çünkü sadeleşmek atmayı, başkalarına vermeyi veya bağışlamayı gerektirir. Bu eylem bazen sana ait olmayan şeyleri de içerebilir, bu durumda tehlike çanları çalabilir. Bu nedenle yaklaşımınıza dikkat etmek önemlidir. Akıllıca davranılmalıdır.

Yaklaşımınıza dikkat etmek gerektiğinde ilk kişi muhtemelen eşiniz olacaktır. Eşinizi sadeleşmek konusunda ikna etmek değil tabi ki amacımız, ama onu da bu işe dahil edebilmenin iyi bir yolunun ona dağınıklık hakkında bazı istatistikler göstermek olduğunu düşünebilirsiniz. Yaklaşımınıza dikkat etmek işte budur. Önce bilgilendirmek, sonra birlikte pratik yapmak, daha sonra da ne olduğunu birlikte görmek, hissetmek, yaşamaktır amaç. Minimalizm içinde yaşamak kolay değildir elbette, ama yaklaşımınıza dikkat etmekle bu hedefe doğru emin adımlarla birlikte yürüyebilirsiniz. Elbette eşiniz veya evde birlikte yaşadığınız diğerleri olanları duyduktan ve yaşadıktan sonra onlar da aynı duyguları hissedecekler mi? Evet, gerçekten aynı atmosferi yaşayanlar aynı duyguları hissederlerse sonucun mükemmel olacağını şimdiden söyleyebiliriz.

Peki belki… ya da belki değil. Elbette herkes farklı tepki verecektir ama bence minimalizmle ilgili istatistikler veya “memler”, fikre zaten açık olduğunuzda muhtemelen en motive edicidir. Değilse, pasif agresif bir saldırı gibi hissedilebilir. Bu duygu ve düşünceler önemlidir. Bu nedenle, yaklaşımınıza dikkat etmek işin büyük kısmını halleder.

Aklınıza şu tür düşünceler gelebilir: Bana “Ya çözümün parçasısın ya da sorunun parçasısın” sözünü hatırlatıyor; teoride kulağa hoş geliyor ama birine problemin bir parçası olduğunu söylemek onları dahil etmenin en iyi yolu mu? Hayatınızda birden bire bir değişiklik yapmak, sadeleşmek, minimalist hale gelmek kolay değil elbette. Ama günümüz dünyasında artık gerekiyor. Aldığımız eşyaların haddi hesabı yok. Nerede olduğunu bir müddet sonra unutuyoruz, hatta var mı yok mu diye tereddüt ederek aynı eşyanın ikincisini alıp getiriyoruz evimize. Çılgınlık bu. Bu da düşünülmesi gereken konulardan biri. Bu nedenle yaklaşımınıza dikkat etmek gelecek kuşaklara verilecek en önemli mesajlardan biri olmalı.

Yine, sadeleşmeye herkesin farklı tepki vereceğini biliyorum, ancak birilerini değişim için kasıtsız olsa bile utandırmanın nadiren iyi bir motive edici etkisi olduğunu düşünüyorum ve genellikle birlikte yaşadığınız kişileri, özellikle biraz inatçılarsa, uzun vadede değişime karşı daha dirençli hale getirme riskini alırsınız. Bu da en önemli hususlardan biridir ve kayda değer davranış modelleri olarak aklımızda tutulmalıdır. Yaklaşımınıza dikkat etmek her konuda gerekli en önemli unsurlardan biridir...

Kutlayın


Kutlayın! Sadeleşmeyi kutlayın ki mutluluk hormonlarınız aktifleşsin. 10 dakika önerilerimizi okuyun. Bu önerilerden herhangi biri, sadelik yolculuğunuzda ilerlemenize yardımcı olabilir, ancak sadeliğin faydalarını deneyimlemek için yolun sonunda ne olacağını beklemeyin, 10 dakikada sadeleşmeyi yaptıktan sonra hemen kutlayın, hem 10 dakikada yaptıklarınızın hazzını yaşayın hem de kutlamanın hazzını. Beklemeyin ve kutlayın! Yapmadığınız her şeye veya daha ne kadar ilerlemeniz gerektiğine odaklanmanın suçluluk duygusunu, ruh emici sürecini atlayın. Bu süreçler kabus haline dönüşmesin.

• Dolabınız bir felaket ama mutfak tezgahlarınızda dağınıklık yoksa, bunu kutlayın.

• Sabahınız stresli ve yoğun geçtiyse, ancak öğle yemeğinden sonra 20 dakika sessizce oturabiliyorsanız, bunu kutlayın.

• Alışveriş merkezine gittiyseniz ve ihtiyacınız olmayan şeylere fazla para harcadıysanız, ancak eve gelip bağış yapmak için size uymayan kıyafetlerle bir kutu doldurduysanız, bunu kutlayın.

Odağınızı sadelik yolculuğunuzda ilerleme kaydettiğiniz yollara çevirin ve bir sonraki şeyle başa çıkmak için bunun size nasıl hissettirdiğinin sonucuna odaklanın ve kutlayın.

Kutlayın çünkü kutlama kültürü gelişsin. Kutlamak huzur ve mutluluk, neşe getirir. Kutlama ritüeli tamamen sizin birikiminize bağlıdır, kutlamanın kompleks bir yapı taşıması gerekmez, basitçe kutlayın. Bazen çay bazen kahve bazen de içki içmek bir kutlama olabilir, arkadaş daveti bir kutlama olabilir, yemek yapmak, küçüklerle oynamak, büyüklerle sohbet etmek gibi bir çok organizasyon planlanabilir kutlamak için, ama en sadesi küçük kutlamalardır, kutlayın ki mutluluk hormonlarınız artsın...



Basitleştirin ve sevinci yakalayın! Kutlayın!

10 Dakika-2

10 Dakikada veya Daha Kısa Sürede Hayatınızı Basitleştirmenin 20 Yolu-2

10 dakikada yapabileceğin ve hayatını daha mutlu ve huzurlu hale getirebileceğin basit ama sonuçları güçlü olan hareketlere devam ediyoruz:

11.Eşyaları ait oldukları yere koymak için zaman ayırırken, mümkün olduğu kadar çok tezgahı temizleyin. Ait oldukları yere yakın bir bağış kutusu bulundurun. İçine 3-5 lira bağış atın ve ayda bir ya da 2 ayda bir bağış yapın, yardım edin.

12. Küçük gardıroplar kullanın, fazla eşya hem size hem de yaşamınıza katkı sunmaz. Buna 10 dakika içinde karar ver ki her gün ne giyeceğim diye düşünme.

13.Son kullanma tarihi geçmiş, eski, istenmeyen tüm eşyaları kilerinizden ve buzdolabınızdan çıkarın. 

14.Bir hafta veya daha uzun süredir beklediğiniz herhangi bir istek için "teşekkür ederim" içeren yanıtı 10 dakika içinde gönder. Hala düşünüyorsan, heyecan duyman mümkün değil.

15.Gerçek arkadaşınız olmayan Facebook arkadaşlarınızı arkadaşlıktan çıkarın veya hesabınızı silin. Seyir koltuğunda oturanları 10 dakikada hayatınızdan çıkarın.


16.Telefonunuzu ve bilgisayarınızı kapatın. 10 dakika gözlerinizi kapatın ve hayal edin. Bu hareketi sık sık tekrar et.

17.Kitaplarınızı bulutta saklayın.

18.Eşyalarınızı depolamak için ne kadar para harcadığınızı yazın. Her ay o parayla ne yapmayı tercih edeceğine karar ver.

19.Lavabonun altındaki dolabı boşaltın. Yıkayın ve sonra sadece kullandığınız şeyleri geri koyun.

20.Fizik muayene, mamogram, diş hekimi ziyaretleri veya diğer rutin tıbbi şeyler gibi tüm yıllık tıbbi randevuları planlayın. Hepsi 10 dakikada... Fazla uzatmayalım....Hayatınıza renk gelsin...

10 Dakika-1

10 Dakikada veya Daha Kısa Sürede Hayatınızı Basitleştirmenin 20 Yolu-1

Sadeliğin bir varış noktası değil bir uygulama olduğunu saptamış olsak da, hayatınızı kolaylaştırmak için her gün yapabileceğiniz pratik şeyler var. Ve iyi haber şu ki, hızlıca yapabileceğiniz basitçe şeyler bunlar. 10 dakika için bir zamanlayıcı ayarlayın. Aşağıdaki görevlerden herhangi birini seçin. 10 dakika sonra durun ve ne yaptığınızın farkına varın. Hayat daha basitçe yaşanabilirmiş, onu görün ve kendinizi kutlayın.

10 dakikada yapabileceğiniz şeyler:

1.Bir yıldır giymediğiniz ayakkabıları bağışlayın.

2.Üç teşekkür notu yazın.

3.Slow müziği açın, uzanın ve gözlerinizi kapatın.

4.Son 6 ayda kullanmadığınız bardakları, tabakları, çatal bıçak takımlarını, servis tabaklarını veya mutfak gereçlerini mutfaktan çıkarın. Kutuya koyun ve “mutfak malzemeleri: 30 gün sonra bağış yapın” yazın ve sonra onu gözden uzak tutun. Daha sonra onun içindeki bir şeyi özlüyorsan, git onu al ve kullan. Görmek istemiyorsan ve ihtiyacın yoksa, bağışlayın. 10 dakikada bu işi bitirin, üzerinde fazla düşünmeye değmez. 

5.Kaydolmadığınız veya kaydolduğunuz ancak artık ihtiyaç duymadığınız/istemediğiniz/beğenmediğiniz herhangi bir e-postayı açın, e-postanın en altına gidin ve “abonelikten çık”a tıklayın. Ne kadar kolay değil mi? 

6.Arabanıza iki küçük çanta getirin. Birini çöple, diğerini arabaya ait olmayan herhangi bir şeyle doldurun. Plastik ve poşet kullanmamaya azami dikkat edelim.

7.Arabanızı sadeleştirin, nereden getirdiyseniz onları ait oldukları yere koyun.

8.Sık açmadığınız çoğu zaman kapalı olan çekmecelerinizin içindekileri bir kağıt torbaya boşaltın. Torbanın ağzını kapatın ve bir çantaya koyun. 30 gün içinde çantada hiçbir şeye ihtiyacınız yoksa… Torbadan ve içindeki her şeyden kurtulun. Torbada bir şeye ihtiyacınız varsa, çıkarın ve ait olduğu yere koyun. 

9.Banyonuza bir kutu getirin ve son kullanma tarihi geçmiş veya kullanmadığınız ya da kullandığınız zaman süresi dolmuş olan herhangi bir şeyle doldurun.

10.Bir kereden fazla giymediğiniz tüm resmi davet elbiselerinizi bağışlayın. Evet, süslü bir şey için aldığın tüm o elbiseler, bir daha giyilmeyecekse veya yılda 1 kez giyilecekse 10 dakikada kararını ver ve kurtul.

10 dakikada karar vermek sizi oldukça rahatlatır, uzatmayın süreyi... Haftaya diğer 10 dakikada karar vereceğiniz 10 basit konuya devam edeceğim...





Alkali Yiyecekler

 

Alkali Yiyecekler; pH ile asitlik derecesi değerlendirildiğinde 7-14 arasındaki gıdalardan oluşmaktadır. Vücüdumuzdaki metabolizma sonucunda asidite meydana geldiğinden ve günlük beslenmemizin asidik olduğu düşünüldüğünde vücudumuz kronik olarak asidoza meyilli hale gelmektedir. Bu nedenle bu gidişatı önlemek veya azaltmak için alkali yiyeceklerle beslenmek önemli hale gelmektedir. 

Alkali Yiyeceklerin asitlik derecesine göre değerlendirilmesi sonucunda aşağıdaki listeye örnek olarak yerleştirdiğimiz gıdalara göre yüksek, orta ve az alkali yiyeceklerle beslenmekle asidoza yatkın olan vücudumuzda oluşacak kronik negatif reaksiyonları en azından nötr hale getirmek mümkündür.

Az Alkali Yiyecekler

Süt, Peynir, Yoğurt ve Diğer Süt Ürünleri - Soya sütü, pirinç sütü, manda sütü, manda yoğurdu

Et, Balık, Tavuk, Yumurta - Çiftlik somonu, tatlı su balıkları, hamsi, sardalya, uskumru, ton balığı

Meyveler - Karpuz, kayısı, çilek, böğürtlen, nektarin, kuru hurma, kuru incir, kuru siyah erik, siyah üzüm, armut

İçecekler - Sade maden sodası

Baharatlar - Asitli gruptakilerden başka diğer tüm baharatlar

Yağlar - Asitli gruptakilerden başka diğer tüm tohum yağları

Baklagiller, Un, Tahıl - Esmer pirinç, nohut, mercimek, tatlı patates, darı, bezelye

Tohum – Ay çekirdeği, kabak çekirdeği, makademya fındığı

Orta Alkali Yiyecekler

Süt, Peynir, Yoğurt ve Diğer Süt Ürünleri - Lor peyniri, kefir, koyun sütü, koyun peyniri, keçi sütü, keçi peyniri, tofu, keçi yoğurdu, koyun yoğurdu

Et, Balık, Tavuk, Yumurta - Serbest dolaşan tavuktan yumurta beyazı, soğuk deniz somonu

Meyveler - Taze hurma, kavun, taze incir, olmamış yeşil muz, siyah erik, üzüm pekmezi

İçecekler - Yeşil çay, beyaz çay, bitki çayları

Baharatlar - Zerdeçal, tarçın, kırmızı pul biber

Yağlar - Balık yağı, çörekotu yağı, üzüm çekirdeği yağı, nar yağı, çuha çiçeği yağı, aspir yağı

Baklagiller, Un, Tahıl - Kinoa, glutensiz un

Tohum - Susam, keten tohumu, kenevir tohumu, çörek otu

Sebzeler - Kabak, kereviz, marul, yeşil biber, kara pancar, beyaz lahana, beyaz turp, karnabahar, Brüksel lahanası, bamya, yeşil fasulye, pırasa, su teresi, soğan, sarımsak

Yüksek Alkali Yiyecekler

Süt, Peynir, Yoğurt ve Diğer Süt Ürünleri - Hindistan cevizi sütü, badem sütü

Et, Balık, Tavuk, Yumurta - Yok

Meyveler - Misket limonu, limon, Hindistan cevizi, avokado, greyfurt

İçecekler - Alkali su, Hindistan cevizi suyu, misket limonu suyu, limonlu su, elma sirkeli su

Baharatlar - Himalaya tuzu, deniz tuzu

Yağlar - Hindistan cevizi yağı, avokado yağı, soğuk sıkım zeytinyağı, keten tohumu yağı, okyanus balıklarının yağları

Baklagiller, Un, Tahıl - Soya lesitini, soya unu, kara buğday

Tohum - Badem

Sebzeler - Sebze suyu, buğday çimi, arpa çimi, misket limonu, limon, alfa alfa otu, deniz yosunu, taze soya filizi, ıspanak, salatalık, bambu filizi, soya lesitini, kırmızı turp, kırmızı lahana, enginar, roka, kuşkonmaz, maydanoz, zencefil, avokado, brokoli, karahindiba, semiz otu…