Misyonum Sağlık ve BeslenmeBilgilendirme amaçlıdır; tanı ve tedavi için hekiminize danışınız.

Vitaminler

Vitaminler Neye Yarar?

Vitaminler, vücudun normal işlevlerini sürdürebilmesi için gerekli olan organik bileşiklerdir. Genellikle gıdalardan alınır ve birçok biyokimyasal reaksiyonun düzgün bir şekilde gerçekleşmesi için önemlidir. İnsanlar için gerekli olan 13 farklı vitamin vardır. İşte bu vitaminlerin bir listesi:

A Vitamini (Retinol): Görme, cilt sağlığı, kemik gelişimi ve bağışıklık fonksiyonu için önemlidir. Havuç, balık yağı, süt ürünleri gibi kaynaklarda bulunur.

B1 Vitamini (Tiamin): Karbonhidratların metabolizmasında rol oynar ve sinir sistemi sağlığı için önemlidir. Tahıl ürünleri, et, kurubaklagiller gibi kaynaklarda bulunur.

B2 Vitamini (Riboflavin): Enerji üretimi ve hücre fonksiyonları için gereklidir. Süt ürünleri, et, yeşil yapraklı sebzeler gibi kaynaklarda bulunur.

B3 Vitamini (Niasin): Enerji üretimi, sindirim sistemi ve sinir sistemi fonksiyonları için önemlidir. Balık, tavuk, et, süt ürünleri gibi kaynaklarda bulunur.

B5 Vitamini (Pantotenik Asit): Karbonhidrat, yağ ve protein metabolizmasında rol alır. Birçok gıdada bulunur, özellikle et, yumurta, süt ürünleri, brokoli gibi kaynaklarda mevcuttur.

B6 Vitamini (Piridoksin): Protein metabolizması, sinir sistemi fonksiyonları ve kan sağlığı için önemlidir. Et, balık, muz, patates gibi kaynaklarda bulunur.

B7 Vitamini (Biyotin): Yağ asidi metabolizması ve sağlıklı saç, cilt ve tırnaklar için önemlidir. Yumurta, balık, mantar gibi kaynaklarda bulunur.

B9 Vitamini (Folik Asit): Hücre bölünmesi, DNA sentezi ve hamilelikte bebek gelişimi için önemlidir. Yeşil yapraklı sebzeler, kuru baklagiller, turunçgiller gibi kaynaklarda bulunur.

B12 Vitamini (Kobalamin): Kırmızı kan hücresi üretimi, sinir sistemi sağlığı ve DNA sentezi için gereklidir. Et, balık, yumurta, süt ürünleri gibi hayvansal kaynaklarda bulunur.

C Vitamini (Askorbik Asit): Bağışıklık sistemi, kollajen sentezi ve demir emilimi için önemlidir. Turunçgiller, kırmızı biber, brokoli gibi kaynaklarda bulunur.

D Vitamini (Kalsiferol): Kalsiyum ve fosfor emilimi, kemik sağlığı ve bağışıklık fonksiyonu için önemlidir. Güneş ışığı, balık yağı, süt ürünleri gibi kaynaklarda bulunur.

E Vitamini (Tokoferol): Antioksidan özelliklere sahiptir ve hücre zarlarının korunmasına yardımcı olur. Bitkisel yağlar, fındık, tohumlar gibi kaynaklarda bulunur.

K Vitamini: Kan pıhtılaşması ve kemik sağlığı için önemlidir. Yeşil yapraklı sebzeler, brokoli, karaciğer gibi kaynaklarda bulunur.

A, D, E ve K vitaminleri Yağda eriyen vitaminlerdir. Bu nedenle yağlı yiyeceklerle birlikte alınması tavsiye edilir…

Bu vitaminlerin düzenli olarak yeterli miktarda alınması, sağlıklı bir yaşam için önemlidir. Ancak, vitamin eksiklikleri veya fazlalıkları sağlık sorunlarına neden olabilir, bu nedenle dengeli bir beslenme önemlidir.

Bazı vitaminlerin farklı formları bulunmaktadır. Onlarla ilgili bilgileri daha sonraki yazılarımda yeri geldiğinde değineceğim...

Herhangi bir sağlık sorunu olan veya olmayanlar vitamin takviyesi kullanma konusunda endişeleriniz varsa, bir sağlık uzmanına danışmanız gerekir. Lütfen günümüzde; gıdalarımızdaki besin değerlerinin azaldığını unutmayın… 

Sağlığımız İçin Hangi Bitki Çaylarını Tüketelim?

 

Sizlere gönül rahatlığıyla içebileceğiniz 18 Bitki Çayı önerebilirim...

Bazılarına aşinalığınız vardır, bazılarını ise duymamış olabilirsiniz…

Hepsinin zaman zaman tüketilmesinde yararları bulunur… 

1.Papatya Çayı

Papatya çayı sakinleştirir ve uykuya dalmaya yardımcı olur.

Doğum sonrası kadınlardaki uyku problemlerinde, bebeklik çağında, uykusuzluk yaşayanlarda, uyku kalitesinin iyileşmesinde, depresyon belirtisinin azalmasında, gece uyanmalarında azalmada, uykuya dalmanın kolaylaşmasında etkilidir…

Ayrıca antibakteriyel, antiinflamatuvar ve karaciğer koruyucu, ishal ve mide ülserine olumlu etkileri bulunur….

Adet öncesi semptomları azaltır, şeker hastalarında kan şekeri, insülin ve lipit düzeylerinde iyileşmeler görüldüğü çeşitli çalışmalarda gösterilmiştir…

2.Nane Çayı

Nane çayı dünyada en çok kullanılan bitki çaylarından biridir…

Sindirim sistemini destekler, antioksidan, antikanserojen, antibakteriyel ve antiviral özelliklere sahiptir…

Sindirim sistemindeki mide bulantısının ve spazmların azaltılmasında yardımcıdır…

3.Zencefil Çayı

Zencefil çayı, antioksidanlar içeren baharatlı ve lezzetli bir içecektir…

Vücudun iltihaplanmasında savaşmaya yardımcı olur ve bağışıklık sistemini uyarır… Her türlü nedene bağlı mide bulantısını gidermeye yardımcıdır…

Mide ülserinin önlenmesinde, hazım problemlerinde ve kabızlığı önler…

Dismenore ve adet sancılarını azaltır…

Antiinflamatuvar etkilidir…

Kan şekeri ve Lipit düzeylerine olumlu etkileri vardır…

4.Hibiskus Çayı

Hibiskus çayı, pembe-kırmızı bir renkte ve ferahlatıcı, ekşi bir tada sahiptir. Sıcak veya buzlu çay olarak içilebilir.

Antiviraldir…

Yüksek kan lipid seviyeleri, yüksek tansiyon üzerinde olumlu etkileri olduğu gösterilmiştir…

Antioksidandır ve oksidatif stresi azaltır…

Diüretik İlaçlar ve Aspirin ile etkileşime girebilir, Bu konuda dikkatli olunmalıdır…

5.Ekinezya Çayı

Ekinezya çayı, soğuk algınlığını önlediği ve kısalttığı söylenen son derece popüler bir bitkidir.

Antiviral ve antibakteriyeldir, bağışıklık sistemini güçlendirir…

Soğuk algınlığına bağlı boğaz ağrısını yatıştırır, tıkalı burnun açılmasına yardımcıdır…

6.Roybos Çayı

Roybos Çayı Güney Afrika'dan gelen bir bitki çayıdır.

Kemik sağlığına fayda sağlayabileceği gösterilmiştir…

Antiinflamatuvar ve detoks etkilidir… Kalp hastalıklarının önlenmesinde yardımcıdır…Kötü kolesterolü (LDL) azaltırken iyi kolesterolü (HDL) yükseltir…

7.Adaçayı Çayı

Beyin sağlığı için yararları bulunmaktadır…

Ruh hali, zihinsel işlev ve hafızada iyileşmelere neden olur…

Kan lipid düzeylerini iyileştirdiği, antikanserojen etkili olduğu, kalp ve barsak sağlığı için faydaları bulunduğu görünmektedir…

8.Melisa Çayı

Hafif limonlu bir tada sahiptir…

Aterosklerozda azalmaya, kalp hastalıklarında ve felç gelişiminde, zihinsel gerilemede azalmaya, hafızada ve ruh halinde iyileşmeye, sakinleşmeye yol açar…

Cilt elastikiyetinde artışa neden olur…

Antioksidandır, DNA Hasarlarını önler…

Lipit seviyelerini iyileştirir, kalp çarpıntısını azaltır…

Uykusuzluğa iyi gelir, rahatlatıcıdır, depresyon ve kaygıyı azaltır…

Antiseptik özelliğe sahiptir ve bağışıklık sistemini güçlendirir. Hastalık dönemindeki halsizlikleri azaltır kendinizi dinç hissetmenize yardımcı olur…

Karın ağrılarını giderir, mide kramplarını önler…

9.Kuşburnu Çayı

C vitamini bakımından yüksektir. Anti-inflamatuardır…

Romatoid artrit ve osteoartritli kişilerde iltihabı ve ağrıyı azaltma kabiliyeti bulunur…

Vücut kitle indeksi ve karın yağında azalmaya neden olur…

Antioksidandır, detoks etkisi vardır…  

10.Çarkıfelek Çayı

Kaygıyı gidermek ve uykuyu iyileştirmek için kullanılır…

Sakinliği sağlar…

Bazı sinirsel ilaçların yoksunluğunu giderir, bu ilaçların detoksuna yardımcı olur…

11.Kekik Çayı

Kendine has aroması ve kokusu ile yemeklerimize tat katmaktadır…

Anti-spazmodiktir ve adet gecikmesi yaşayan kadınların adet söktürücü olarak etkilidir…

Solunum yollarındaki rahatsızlıkları azaltmaya ve şiddetli öksürükleri kontrol altına almaya yardımcıdır…

Antioksidandır, yağ yakımını ve metabolizmayı hızlandırır…

Vertigo, kulak çınlaması, hepatit ve zona gibi hastalıkların kontrol altına alınmasında da etkilidir…

12.Rezene Çayı

Uykusuzluğu giderir… Rahatlatıcı ve sakinleştirici bir etkisi vardır… Verimli bir uykuya yol açar…

Potasyum, sodyum ve fosfor bakımından oldukça zengindir…

Bağışıklığı güçlendirir, antiinflamatuvar ve antiseptiktir…

Boğaz ağrısı ve öksürükte yardımcıdır, solunum yollarını açar, nezleye karşı güçlü bir etkisi vardır…

Metabolizmayı hızlandırır, yağlanmayı azaltır…Cilde iyi gelir…

Mide ve bağırsakların çok daha düzgün çalışmasına yardımcı olur…

Rezene çayının soğutulması sonrasında bir pamuğu damlatarak göz çevrenize sürerseniz bu bölgede oluşan ödemleri yok edecektir…

Anne sütünü arttırır…

13.Biberiye Çayı

Sindirim problemlerini azaltır, yemek sonrası içilirse hazımsızlığı önler, kabızlığa iyi gelir…

Konsantrasyonu arttırarak hafızayı güçlendirir…

Şiddetli migren ağrılarına iyi gelir…

Antiseptiktir, gargara ile ağız içi yaraları önlemeye de yardımcı olur…

Vücuttaki ödemin hızlıca atılmasını sağlar…

14.Yeşil Çay

Güçlü bir antioksidandır, kanserin gelişmesini önler…

Diş çürümesini engeller, metabolizmayı hızlandırarak kilo verdirir…

15.Mısır Püskülü Çayı

Mesane enfeksiyonlarının tedavisinde kullanılır, idrar söktürücü özelliği vardır…

Yüksek tansiyonu azaltır, Kalp sağlığını korur ve Diyabet hastalarının kronik yorgunluk tedavisinde kullanılır…

16.Isırgan Otu Çayı

Yüksek oranda demir içerir, anemi hastalığının tedavisinde kullanılır...

İdrar söktürücü özelliği vardır…

Karaciğer ve böbrekleri temizler, bağışıklık sistemini güçlendirir ve soğuk algınlığına, öksürüğe iyi gelir…

17.Ihlamur Çayı

Grip, soğuk algınlığı ve öksürük semptomlarını azaltmaya yardım eder.  

Antispazmodik etkisi ile sindirim sistemi ve kas spazmlarını azaltır.

Diüretik etkisi ile idrar söktürmeye de yardım eder ve sakinleştiricidir.

18.Mate Çayı

Açlık duygusu ve aşırı iştahın önüne geçer.

Ödem giderici etkisi vardır.

Karbonhidrat kısıtlı zayıflama diyetlerine olumlu katkı sağlar.

 

Evinizde veya elinizin altında bu bitki çaylarının bulunmasında fayda vardır…

Doğada bulunan şekliyle kullanmakta fayda vardır…

Bulunmazsa paketli şekliyle alınabilir…

Doğal olarak şeker ve kalori içermezler...

Yine de aşırı kullanmaktan kaçınmakta fayda vardır.

Hamileler, çocuklar ve ilaç kullanan yaşlılar doktoruna danışmadan bitki çaylarını kullanmasınlar….

Kabak

Kabak 

Bloğumda Sizlere zaman zaman Bitkisel Ürünler, Sebze ve Meyveler hakkında da bilgi vereceğim.

Kabak ile ilgili Kabak Tadı Verdin, Kabakçı, Kabak Başında Patlamak gibi deyimlerimiz var…

Bebeklik çağında Anneler tarafından verilen, çocukluk ve gençlik çağlarında çok sevilmeyen ama yaşlandıkça ne hikmetse tadı beğenilen ama yine de bazıları tarafından sevilmeyen farklı bir tarla ürünüdür Kabak

Çok Sayıda KABAK çeşidi bulunmaktadır…

Kabak Faydaları: Lif Zengini, Besleyici, Fit Yapıcı

Kabak, düşük kalorili bir sebzedir ve çeşitli şekillerde tüketilmektedir. İştah açan sofralarda mücver, kabak çorbası, kabak salatası ve yemeği olarak yer aldığında pek çok kişinin midesini şenlendirir.

Kabak besin değeri yüksek, kalorisi düşük bir sebze olduğu için sık sık tüketilmelidir.

Kabak sadece sofrada yemek olarak değil, bardaklarda içecek olarak da yer alır. Kabak suyunun faydaları sayesinde birçok kişi bağırsak hastalıklarından kurtulmuştur.

Antioksidan mineraller içeren kabak neye iyi gelir hiç merak ettiniz mi?

 İşte kabağın sağlığınıza olan faydaları

1) Zayıflamaya Yardım Eder

Kabağın faydaları nelerdir diyenlere öncelikle bu sebzenin kilo vermeye yardım ettiğini söyleyelim.

Diyet lifleri bakımından zengin olan kabak, zayıflamak isteyenleri uzun süre tok tutar.

Kabağın kalorisi çok düşüktür. 100 gramlık kabak 26 kalori içerdiği için diyet beslenmesine uygundur.

Eğer kabak tüketerek zayıflamak istiyorsanız, zeytinyağlı yemeğini yapıp ölçülü miktarda tüketebilirsiniz.

2) Göz Sağlığını Korur

Kabak A vitamini içermektedir. Göz sağlığını koruyucu etkiye sahiptir.

Görme sorunlarından uzak bir yaşam sürmek için düzenli olarak kabak tüketebilirsiniz.

Retinanın gelişmesi ve sağlıklı şekilde çalışması için kabak tüketimine önem vermelisiniz.

Kabak, göz sorunlarının oluşma riskini en aza indirme konusunda size yardım eder. Görmenizi destekler…

3) Kalp Hastalıklarını Önler

Eğer kabağı mutfağınıza sık sık konuk ederseniz, kalp hastalıklarını evinizden uzak tutmuş olursunuz.

Antioksidan bir sebze olduğu için, kalbe giden damarları rahatlatır. Damar tıkanıklığını önler ve kalp krizi gibi sorunları engeller.

Ağrı kesici özelliği olan kabak, aynı zamanda kalp çarpıntısına da iyi gelmektedir.

4) Bağırsakları Temizler

Lifli yapısı sayesinde besinlerin sindirimini kolaylaştıran kabak, bağırsaklarda parazitleri temizler.

Bağırsak tıkanıklığını önler ve mide şişliğini ortadan kaldırır.

Kabağın suyunu sıkıp günde 1 fincan içerek bağırsaklarınıza detoks yapabilirsiniz.

5) Cildin Genç Görünmesini Sağlar

Kabak, cildin daha iyi görünmesine yardım eden faydalı besinlerden biridir.

Kabağı rendeleyip suyunu sıkın ve bu suyla yüzünüze tonik yapın.

Düzenli şekilde uygulama sonucunda cildinizdeki yağlanma ve sivilcelerin yok olduğunu görebilirsiniz.

Kabak midenizi ve cildinizi koruyan bir sebze olarak evinizde yerini alacak.

6) Bağışıklık Sistemini Güçlendirir

C vitamini, kalsiyum ve A vitamini içeren kabak bağışıklık sistemini güçlendirme görevine sahiptir.

Hastalıklardan uzak kalmak için katı gıdaya geçiş döneminden itibaren bebeklerinize kabak püresi verebilirsiniz.

Eğer bebeğinizin kabağa karşı bir alerjisi yoksa, bağışıklık sistemine destek olacaktır.

Kabak bir miktar zeytinyağı ile sotelendiğinde ya da fırınlandığında besin değerini kaybetmeden vücudunuz için faydalı hale gelecektir.

7) Kansere Karşı Koruyucudur

Antioksidan sebzeler kanser hastalığını önleme konusunda başarılı sonuçlar vermektedir. Kabak da bu sebzelerden biridir.

Sık sık kabak tüketerek vücudunuzdaki toksin maddeleri dışarı atarsınız. Kabak serbest radikallerle savaşan ve savunma mekanizmasını güçlendiren bir besindir.

Kanserden uzak kalmak için kabak suyu, kabak yemeği, kabak salatası tüketebilirsiniz.

Sadece yeşil kabak değil, bal kabağı da kanserden korunma konusunda size destek olacaktır.

8) Kan Şekerini Dengeler

Kabak, glisemik indeksi düşük besinler listesinde yerini alır.

Lif içerdiği için sindirimi de kolaydır. Eğer kan şekerinizi dengede tutmak istiyorsanız; bol bol kabak tüketebilirsiniz.

Kabak tüketerek kan şekerini dengeleyebilirsiniz. Böylece aniden kan şekerinin yükselmesine engel olursunuz.

Kan şekeri dengede olduğunda, kendinizi daha tok ve enerjili hissedersiniz.

9) Stres ve Ağrıları Dindirir

Kabak, bedene iyi geldiği gibi ruha da iyi gelmektedir.

Antioksidan etkisi sayesinde, bedendeki gerginliği alır.

Ağrı kesici etkisi olduğu için stres ve gerginlik gibi durumlarda kendinizi daha sakin hissetmenize yardım eder.

10) Vücudu Toksin Maddelerden Arındırır

Yeterli su tüketimi olmadığında, çok fazla hazır gıda tüketildiğinde ve şeker içeren besinleri sık tercih ettiğinizde vücudunuzda toksin maddeler birikir.

Toksin maddelerden arınmak için kabak suyunu tüketebilirsiniz.

Ayrıca kabağın yemeği ve salatası da tüketildiğinde, vücudunuzda arınma seansı başlayacaktır.

Kabak, sizi tepeden tırnağa koruyan ve canlandıran bir besindir.

Örnek Kabak Yemek Tarifleri:

1-Hamsi Soslu Düşük Karbonhidratlı Kabak

3 Adet Romano cinsi kabağı küçük parçalara bölün.

Bunların ¾’ünü kapaklı bir tavada zeytinyağı, Himalaya tuzu ve bir diş sarımsakla 3-4 hamsi filetosu ve kırmızı biberle soteleyin.

20 dk buharda pişirin, diğer 1/3’ünü ekleyin. Limon kabuğu rendesi ilave edin…

Nemini almak için kapak kapalıyken ateşi açın ve uygun bir zamanda yakmadan işlemi bitirin…

Geride kalan kabakları spiral haline getirin ve sıcak suda 20-30 sn kaynatın.

Hepsini bir çanağın içine koyduktan sonra üzerine peynir rendeleyin…

2-Bağışıklık Dostu Kabak Çorbası

Butternut cinsi bal kabağını ikiye bölün ve çekirdeklerini çıkarın…

Her iki yarım tarafı da 10 gr Himalaya Tuzu ve 50 gr tereyağı ile doldurun…

İçi boş tarafı yukarıda kalacak şekilde tencereye koyun ve 500 cc Et veya Tavuk suyunu tencereye kabağın yanından dökün…İçine 1-2 adet löp et parçaları veya et-tavuk bunyon konulabilir

Kapağını kapatarak 45 dk orta ateşte pişirin, Blender ile püre haline getirin, su oranına göre sıcak su ile ayarlama yapın, birkaç dk daha kaynattıktan sonra süzgeçten geçirin…

Üzerine yağ, tercihan kabak çekirdek yağı, sarımsaklı galeta unu, biberiye ve 1-2 kaşık ekşi krema ile süsleyin…

3-Kabak ve Peynir Salatası

Balkabağını küçük dilimler halinde kesin, kabuğunu tıraşlayın…

Çekirdeklerini kızartmak için ayırın…

Folyo içine 2 yemek kaşığı zeytinyağı, kabak dilimleri, Himalaya tuzu koyun ve 1800 C fırında 25-30 dk pişirin, Soğutun ve açınca yağlayın. Tavada tekrardan soteleyin…

Çanağa alın ve üzerine biber turşusu, kızarmış kabak çekirdekleri ve Peynir ilave edin…

Afiyet Olsun....Sağlık Olsun...



Sağlığımızı Bozan 5 Mekanizma

Sağlığımızı Bozan 5 Mekanizma 

Vücudumuz genellikle Mikrobiyal, Genetik, Çevresel ve Yaşamsal Faktörler nedeniyle hastalanır.

Bu faktörler vücudumuzda bir çok molekülü negatif ya da pozitif yönde etkileyerek sağlığımızı ve dolayısıyla yaşamımızı değiştirmesi mümkündür.

Beslenme başta bağışıklık sistemimiz olmak üzere vücudumuzda yer alan 11 sistemin etkili ve sağlıklı çalışabilmesinin anahtar faktörüdür.

Çünkü canlılar hücrelerimizin için gereken enerjiyi üretmek ve sağlıklı kalmak için besin almak durumundayız.

Sağlıklı kalabilmek için canlı olarak hayata tutunmaya başladığımız anne karnından itibaren yaşlanmaya kadar geçen süre zarfında beslenme gerçekten önemlidir.

Gıdalarımızdaki besin değerlerinin azalması beslenmemizi önemli ölçüde etkilemektedir.

Vücudumuzun sağlıklı kalabilmesi için şu 5 mekanizmaya vurgu yapmam gerekir:

1-Nitrik Oksit

2-Antioksidanlar

3-Omega 3

4-Kolajen

5-Mikrobiyota

Birinci Mekanizma Nitrik Oksit; damarlarımızda, sinir hücrelerimizde ve bağışıklık sistemimizde üretilen en temel düzenleyici maddelerin başında yer alır.

Nitrik Oksit’i vücudumuzun üretebilmesi için sağlıklı nitrit ve nitratlı gıda maddelerine ihtiyacımız bulunmaktadır. Yeterli alınamadığı için erken yaşlarda damar sağlığımız, sinir sağlığımız ve bağışıklık sistemimiz bozulmaktadır.

İkinci Mekanizma Antioksidanlar

Hergün hücrelerimizde enerji üretimi esnasında ve mikrobiyal, genetik, çevresel ve yaşamsal faktörlerin etkisiyle oksidatif stres yani paslanma ve çürüme, yaşlanma hadisesi oluşmaktadır.

Bunu önlemek için vücudumuzdaki Antioksidan sistemi yetersizdir. Mutlaka bir çok şekilde beslenme ve takviye gıdalar ile Antioksidanlar vücudumuza alınmalı ki Oksidatif Stres ile hücrelerimiz başedebilsinler. Aksi halde bir çok hastalıkla uğraşır hale gelmemiz kaçınılmazdır.

Üçüncü Mekanizma Omega 3

Vücudumuz maalesef Omega 3 üretmemektedir. Omega 3 hücre zarlarımızın tümünde ve sinir hücrelerimizde bulunmaktadır. Vücudumuz bu molekülü üretmediği için mutlaka dışarıdan almak zorundayız. Eğer besinlerimiz içinde yeterli düzeyde bulunmazlarsa dışarıdan takviye gıda olarak alınmalıdır. Anne karnından itibaren alınamaz ise hücre zarlarımızdaki Omega 3 devamlılığı kaybolur ve hücre zarı omega 3’ün olduğu yerlerde zafiyete uğrar. Sonuçta başta sinir hücrelerimiz olmak üzere vücudumuzun tüm hücreleri negatif etkilenir. Bir çok hastalığın ortaya çıkmasına yol açar.

Dördüncü Mekanizma Kolajen

Kolajeni bir binanın karkası olarak değerlendirebiliriz. Yani vücudumuzun çimentosu, demiri, kolonları ve katlarıdır. Kolajen de 18 yaşından başlamak üzere, daha çok da 40 yaşından sonra vücudumuzda azalmaya başlar. 70 yaşına geldiğimiz de neredeyse 2/3’ü azalmıştır. Cilt kırışıklıkları ve vücut deformiteleri görünür hale gelir. Sert dokularımız negatif etkilenir. Görünmeyen hücreler arasındaki dokular etkilenerek hücrelerimiz hem fonksiyonel hem de yapısal olarak etkilenir. Kolajen düzeyini koruyabilmek için günde ekstra olarak 5-30 gram dışarıdan hidrolize kolajen almak gerekir.

Beşinci Mekanizma Mikrobiyota

Barsaklarımızda yer alan mikrobiyota sisteminin son yıllarda tüm vücudumuzdaki organlarda da bulunduğu gösterildi.

Barsaklar artık ikinci beyin olarak adlandırılıyor.

Vücudumuzdaki hücre sayımızdan daha fazla mikrobiyotaya sahibiz.

Mikrobiyota doğar doğmaz şekillenmeye başlar ve hayatımız boyunca çevresel etki ve beslenmeyle şekillenir.

Barsak mikrobiyotasını normal tutmak önemlidir. Mikrobiyota sistemi bozulduğunda hastalıklarla karşı karşıya kalmamız kaçınılmazdır.

Bu 5 mekanizmayı başarılı bir şekilde sağlamlaştırırsak eğer, vücudumuz dinamikleşir, hastalıklara yatkınlığı azalır, hücresel performansı artar, yapısal görünüm pozitif yönde farklılaşır.

Kahve

Kahve 

Kahve uluslararası gözde bir içecek haline geldi…

Kahve mis gibi kokan kokusuyla, ağızda bıraktığı hoş tadıyla herkesi mest ediyor…

Her gün Kahve ile ilgili Butik Kafeler, Zincir Kafeler her yerde mantar gibi çoğalıyorlar…

Bu kadar kafe açılıyor, peki sağlığımıza ne kadar zararlı, ne kadar yararlı içtiğimiz kahveler, yakından bir bakalım….

Ben bilmeyenler için hatırlatayım, 2021 yılında "Kahveli Yaşam ve Sağlık Üzerine Etkileri" isimli bir kitap yazmıştım…Okumanızı tavsiye ederim…

Kahvenin içinde ne var?

Kafein, Klorojenik asitler, Diterpenler, Antioksidanlar, Melanoidler…

Kahve içince vücudumuzda ne oluyor?

80-300 mg kahve tek seferde alındığında;

10. dk – Kafein kan dolaşımına girer, kalp hızı artar ve tansiyon yükselmeye başlar.

20. dk – Kafein beyine ulaşır, kendimizi uyanık hisseder ve odaklanma artar, zihin daha farklı çalışır, kararlarımızı daha bilinçli veririz, beynimizin performansı artar.

30. dk – Kafein kanda pik seviyesine ulaşır, Adrenalin düzeyi artar, dikkat keskinliğimiz yükselir, göz bebekleri biraz büyür ve görme keskinliği artar.

40. dk – Mutluluk veren hormon “Serotonin” de artış oluşur. Fiziksel işleyişimiz canlanır ve kas kuvvetimiz artar.

60. dk – İdrara sık ve çok miktarda çıkma başlar, vücudumuzdan su, vitamin ve minerallerin atılımı artar.

2-4 saat – Kahvenin etkisi geçer, içmeden önceki halimize döneriz.

Kahve toleransı nedir?

Kahveyle ilk tanışan kişilerle düzenli kullanan kişilerdeki etkisi aynı değildir. Düzenli tüketildiğinde tolerans gelişir. İlk kez kahveyi kullanmaya başlayanlarda kafeinin etkinliği sıkça görülür, ancak düzenli tüketime devam edilirse 4. gün sonunda kan basıncı, kalp hızı, kandaki katekolamin ve renin düzeylerinde tolerans geliştiği görülür. Bu durum herkeste gelişecek diye bir durum yok…Metabolizma ve genetik yapıya göre değişebilir…  

Kahvenin etkisi kişisel midir?

Kişiseldir. Karaciğerimizde bulunan CYP1A2 sitokrom enzimi vasıtasıyla %70-80’i metabolize edilerek dimetilxantinler, paraxanthine, theobromine ve theophylline’e dönüşür. Bu enzim ile kafein %95 oranında kandan temizlenir. Ancak, bu enzimde polimorfizm vardır. Yani her kişide aynı şekilde etkinlik göstermez. Bu nedenle her kişide kafeinin metabolizma oranı ve metabolizma hızı değişkenlik gösterir. Kafeini hızlı metabolize edenler ve Yavaş metabolize edenler olarak iki ayrı grup vardır…%40-48 hızlı, %52-60 yavaş gruptandır…


Daha Fazla Bilgi için: Youtube : Prof. Dr. Ali AYYILDIZ - @prof.dr.aliayyildiz541f. Dr. Ali AYYILDIZ

Sünnet

Sünnet

Sünnet, İslam dini ve bazı diğer dinlerde yaygın olarak uygulanan bir gelenektir. Sünnet, erkek çocukların penislerinin uç kısmının cerrahi olarak kesilmesi veya sünnet olma işlemidir. 

İslam'da sünnet, Hz. Muhammed'in örnek alınması gereken bir davranışı olarak kabul edilir. Bu nedenle, Müslüman aileler genellikle erkek çocuklarını doğumdan sonra belirli bir yaşa gelene kadar sünnet ettirirler. Sünnetin kesin yaş sınırı ve yöntemi farklı kültürler ve mezhepler arasında değişebilir. Genellikle sünnet, bebeklik döneminde veya çocuğun 7 yaşına kadar yapılır. 

Sünnetin amacı, dinî ve kültürel bir uygulama olmasının yanı sıra hijyenik ve sağlık açısından da bazı faydalar sağlamaktır. Sünnet, idrar yolu enfeksiyonlarının riskini azaltabilir, cinsel yolla bulaşan hastalıklara karşı koruyucu etkisi olabilir ve bazı cilt problemlerinin önlenmesine yardımcı olabilir. Bununla birlikte, sünnetin tıbbi faydaları tartışmalıdır ve bazı sağlık kuruluşları, sünnetin kesinlikle gerekli olmadığı konusunda görüş bildirmektedir. 

Sünnet, çocuğun rızası olmadan yapılan bir cerrahi müdahaledir ve bu nedenle bazı eleştirilere de maruz kalır. Çocuk hakları savunucuları, sünnetin bedensel bütünlüğe müdahale anlamına geldiğini ve çocukların yetişkinliklerinde kendi kararlarını verebilecekleri yaşa kadar beklemeleri gerektiğini savunurlar. 

Sünnet, dinî ve kültürel bir uygulama olduğu için toplumlar arasında farklılık gösterir. İlgili yasalar ve uygulamalar ülkeden ülkeye ve hatta bölgeden bölgeye farklılık gösterebilir. Sünnetle ilgili daha fazla bilgi edinmek için kendi dini veya kültürel geleneklerinize uygun kaynaklardan faydalanmanız önemlidir.

Sünnet, farklı toplumlar ve kültürler arasında çeşitli şekillerde gerçekleştirilebilir. İşte yaygın olarak bilinen sünnet tipleri: 

Cerrahi Sünnet: Bu, en yaygın sünnet yöntemidir. Cerrahi sünnette, penisin uç kısmı olan sünnet derisi (prepisyum) cerrahi olarak kesilir. İşlem, genellikle lokal anestezi altında gerçekleştirilir ve doktor veya yetkin bir sağlık uzmanı tarafından yapılır. 

Geleneksel Sünnet: Bazı toplumlarda geleneksel yöntemlerle sünnet yapılır. Bu yöntemlerde, sünnet derisi çeşitli araçlar kullanılarak kesilir. Geleneksel yöntemlerde hijyenik şartlar bazen yeterli olmayabilir ve enfeksiyon riski daha yüksek olabilir. 

Sünnet Plastisi: Sünnet plastisi, sünnetin tamamen gerçekleştirilmediği bir prosedürdür. Penisin uç kısmındaki sünnet derisinin bir kısmı çıkarılır ve geri kalan kısım dikilerek şekillendirilir. Bu yöntemde sünnetin bazı sağlık faydaları korunurken, estetik açıdan da bir değişiklik sağlanmaya çalışılır. 

Laserle Sünnet: Bazı modern tıbbi yöntemlerde, lazer teknolojisi kullanılarak sünnet gerçekleştirilebilir. Lazerle sünnette, sünnet derisi lazerle kesilir ve kanama kontrol edilir. Bu yöntemde iyileşme süreci genellikle daha hızlıdır ve enfeksiyon riski azalabilir. 

Yukarıda bahsedilen sünnet tipleri, farklı kültürel ve tıbbi pratiklerle ilişkilendirilebilir. Her bir sünnet tipinin avantajları, dezavantajları ve riskleri olabilir. Sünnetle ilgili bir karar verirken, bu faktörleri göz önünde bulundurmak ve uygun sağlık uzmanlarından tavsiye almak önemlidir.