Misyonum Sağlık ve BeslenmeBilgilendirme amaçlıdır; tanı ve tedavi için hekiminize danışınız.

Yiyecekler

Beslenme; pH temelinde bakıldığında Asidik ve Alkali beslenme olarak değerlendirilebilir.

-Gıdalar pH değerlerine göre Asidik Beslenme; gıdaların asitlik durumları hafif, orta ve yüksek asitlik olarak değerlendirilir.

Asitli Yiyecekler

Yüksek Asitli Yiyecekler

Süt, Peynir, Yoğurt ve Diğer Süt Ürünleri - Dondurma, pastörize inek sütü, hazır inek peyniri

Et, Balık, Tavuk, Yumurta - Domuz eti, sığır eti, kömürde et, kızartma et, işlenmiş etler, tütsülenmiş etler, salam, sosis ve sucuk

Meyveler - Hazır meyvelerden marmelatlar, reçeller, salamura meyveler, diğer kurutulmuş meyveler, meyveli şekerlemeler

İçecekler - Hazır meyve suları, kolalı içecekler, kahve, alkol, enerji içecekleri

Baharatlar - Soya sosu, hazır salata sosu, balzamik sirke

Yağlar - Margarinler, hidrojenli yağlar, yanmış yağlar, kızarmış yağlar, trans yağlar, hayvan yağları

Baklagiller, Un, Tahıl - Kahvaltı gevrekleri, beyaz buğday unu

Tohum - Yok

Sebzeler - Yok

Orta Asitli Yiyecekler

Süt, Peynir, Yoğurt ve Diğer Süt Ürünleri - Hazır yoğurt

Et, Balık, Tavuk, Yumurta - Dana eti, diğer organ etleri, kabuklu deniz ürünleri

Meyveler - Kurutulmuş meyveler

İçecekler - Doğal meyve suları, kafeinsiz kahve, siyah çay, Türk kahvesi

Baharatlar - Ketçap, mayonez, sofra tuzu, hardal

Yağlar – Ayçiçek yağı, mısır yağı, pamuk yağı, Hint yağı

Baklagiller, Un, Tahıl - Beyaz pirinç, mısır unu, arpa, yulaf, çavdar

Tohum - Fıstık

Sebzeler - Yok

Az Asitli Yiyecekler

Süt, Peynir, Yoğurt ve Diğer Süt Ürünleri - Doğal sütten yoğurt, köy peyniri, kaymak, taze tereyağı

Et, Balık, Tavuk, Yumurta - Serbest dolaşan tavuktan yumurta sarısı, kuzu eti, hindi eti, kelle paça, karaciğer, pastırma, serbest dolaşan tavuk

Meyveler - Portakal, ananas, elma, dut, papaya, beyaz üzüm, nar, olgun muz, mandalina

İçecekler - Yok

Baharatlar - Köri

Yağlar - Fındık yağı, ceviz yağı, tereyağı

Baklagiller, Un, Tahıl - Kabuklu pirinç, tam tahıllı ekmek, buğday rüşeymi

Tohum - Kestane, ceviz, fındık

Sebzeler – Mısır

-Asidoz nedir?

Kanınızın asitliği, pH'ı belirlenerek ölçülür. Daha düşük bir pH, kanınızın daha asitli olduğu anlamına gelirken; daha yüksek bir pH, kanınızın daha fazla alkali olduğu anlamına gelir. Ancak, kanımızın pH değeri hafif alkali ve 7,4 civarında olmalıdır. Amerikan Klinik Kimya Derneği'ne (AACC) göre asidoz, pH değeri 7.35 veya daha düşük değerlerdir. Asidoz; solunum ve metabolik olmak üzere 2 ana gruba ayrılır. Diabetik, hiperkloremik, laktik ve renal tübüler asidoz ise metabolik asidozun alt tipleridir.

Asit yükü vücudumuzda ne yapar?

1. Asidin mermer yüzeye verdiği zarar gibi asidoz veya asit yükü; toplar ve atardamarların yüzeylerini erozyona uğratıp kalp-damar yapılarını zayıflatır.

2. Serbest radikallerin oluşumuna ve yaşlanmaya yol açar.

3. Kilo artışı, diyabet ve şişmanlığa neden olur.

4. Kolestrol plakları oluşturur.

5. Kan basıncını bozar, düzensizleştirir.

6. Lipid ve yağ asidi metabolizmasını bozar.

7. Hücrelere dağıtılan oksijen miktarında azalmaya neden olur.

Asidozun belirtileri

• Yorgunluk veya uyuklama

• Kolay yorulmak, isteksizlik

• Bulanıklılık, odaklanamama

• Nefes darlığı

• Uyuklama

• Baş ağrısı

• Hızlı ve sığ solunum

• İştahsızlık

• Kalp hızında artış

• Nefes kokusunda değişim

Testler ve Tanı

Yukarıdaki belirtilerle kendi durumunuz arasında bir bağlantı varsa ve asidoz olabileceğini düşünüyorsanız, derhal doktorunuza başvurunuz. Doktorlar, asidozu bir dizi kan testi ile teşhis eder. Arteriyel kan gazı, kanınızdaki oksijen ve karbondioksit seviyelerini gösterir. Aynı zamanda kan pH'ınızı da gösterir. Temel bir metabolik panel; böbrek işleyişinizi ve pH dengenizi kontrol eder. Ayrıca kalsiyum, protein, kan şekeri ve elektrolit seviyelerini ölçer. Bu testler bir arada yapılırsa, farklı asidoz tiplerini tanımlayabilirler.



Sağlık

   Sağlık

 -Sağlık Dünya Sağlık Örgütü'nün de tanımladığı gibi "Sadece hastalıkların ve rahatsızlıkların olmama durumu değil, aynı zamanda fiziki, ruhen ve sosyal yönden de iyi olma" halidir.

-Sağlıklı olmak için; sağlıklı yaşamak ön koşuldur.

-Aşağıda vereceğim maddelerdeki yapılması gerekenler dünya sağlık örgütünün de tanımlamalarına uygun bir şekilde sağlıklı olmak için gereken fizik, ruh ve sosyal faktörleri içermektedir.

-Sağlıklı Yaşamak için;  

  • Zararlı alışkanlıklardan uzak durmak,
  • Sağlıklı ve dengeli beslenmek,
  • Yeterli düzeyde temiz su içmek,
  • Düzenli egzersiz ve spor yapmak,
  • Kaliteli ve yeterli uyumak,
  • Nefesimizi doğru almak ve kullanmak,

 -Bu maddelerde verilenler kişinin kapasitesine göre artmalıdır. Bunlara ileveten;

  • Aktif dinlenmek,
  • Stresten uzak olmak,
  • İyi sosyal ilişkiler kurmak,
  • Büyükler ve küçüklerle aynı ortamı paylaşmak,
  • Bir hobi edinmek ve uygulamalı olarak hayata geçirmek; ruhsal ve sosyal yönden önemlidir.

 Ayrıca;

  • Çalışma ortamını değiştirmek,
  • Temiz bir çevrede yaşamak,
  • Doğaya saygılı davranmak,
  • ve Yardım etmek sağlıklı yaşamak için gereklidir.

-Bu faktörleri hayatımızda tümünü birden değil belki ama yapabileceğimiz maksimum düzeyde yapabilmeyi başarırsak sağlıklı kalırız,



sağlık
lı yaşarız.

Fonksiyonel Gıda

Fonksiyonel Gıda

Son dönemlerde; önemi artmaya başlayan bir deyim var: İnsanlar yediklerinden ve yemediklerinden dolayı hastalanırlar. Ben de şu deyimi geliştirdim Zenginde de Fakirde de aynı hastalıklar var. Neden?

Günlük beslenmede; metabolizmamızın tıkır tıkır işlemesi ve 24 saat çalışan hücrelerimize malzeme tedariği için, almamız gereken besin maddesi 45-50 adettir.

Hücrelerimizin, enerjilerini üretmek ve sağlıklı yaşayabilmemizi sağlamak için bu besin maddelerine minimum düzeyde ihtiyaçları var.

Eğer aksamalar olursa dönen çarklar hasara uğrayacak, bu aksamalar kronikleşirse de domino etkisiyle önce diğer hücrelere, sonra dokulara, organlara ve sistemlere zarar vermeye başlayacaktır.

Aslında ortalama yaşam süresi uzuyor, şu anda 65 yaş ve üzeri olan nüfus oranı %10. 2050 yılında %22 olacağı tahmin ediliyor. Ama nüfus yaşlandıkça kronik hastalıklar da daha fazla oranda artıyor. Pandeminin yarattığı ölümler ve trajediler işin cabası.

Her zaman, daha duyarlı ve daha bilinçli bireyler olmalıyız. Sağlık okuryazarlığı ve sağlıklı yaşama bilinci geliştirilmeliyiz. Bu geçirdiğimiz kabus dönemlerini bir daha yaşamayalım. Bağışıklık sistemimizi sağlıklı ve hazır hale getirmeliyiz.

Birçok hastalığın oluşmasına önlem almak, onları iyileştirmekten daha kolaydır ve bu nedenle hastalıkların hem devlet hem de kişisel bütçeye getirdiği yük gün geçtikçe artmaktadır.

 -Fonksiyonel Gıda Nedir?

Fonksiyonel gıdaların tanımları ulusal ve uluslararası kurum ve kuruluşlara göre değişmektedir.

Ancak, en geniş şekliyle şöyle tanımlamak mümkündür:

Fonksiyonel Gıda;

1-Besleyici değerine ilaveten,

2-Fiziksel performans ve ruhsal durumlara olumlu etkiler yapan,

3-Metabolizmanın çarklarının sorunsuz işlemesine katkıda bulunan,

4-Hastalık riskini azaltan gıda veya gıda bileşenleridir.

Hap veya kapsül formunda fonksiyonel gıda olur mu olmaz mı diye tartışılmakta iken Japonlar; aldıkları karar ile 2001 yılında fonksiyonel gıdaların hap veya kapsül formunda da olabileceğini kabul etmişlerdir.

Ama tabi ki bu tanım, son söylenmiş bir tanım olmayacaktır. Bilim ilerliyor, her geçen gün yeni buluşlar, yeni moleküller ortaya çıkıyor. Bu buluşların ışığında tanımlar tekrardan değişebilir….

-Fonksiyonel Gıdalar Nasıl Ortaya Çıktı?

Aslında kadim dönemden beri fonksiyonel gıdalar var. Eskiden beri, bazı besinlerin ilaç etkileri olduğuna inanılmaktadır. Modern endüstrinin ürettiği ilaçlar ortaya çıkmadan önce hastalıkların iyileştirilmeleri için bu tür ürünler yaygın olarak kullanılmaktaydı ve kuşaktan kuşağa bu bilgiler aktarılıyordu.

Günümüzde; gıdaların içindeki moleküller ve yaptığı etkiler keşfedildikçe fonksiyonel gıda tanımı 1980’lerde Japonya’da ortaya çıkmış, başta Amerika ve Avrupa olmak üzere tüm dünyada etkin bir şekilde kullanılmaya başlanmış, pazarın büyük kısmında pay sahibi olmuşlardır.

Aynı zamanda gıda kalpazanları tarafından tüketicilerin de rahatlıkla aldatılmasına müsait bir yapıya sahip olan fonksiyonel gıdalar için tanımlama, denetleme ve düzenlemeler için ulusal ve uluslararası resmi kurumlar oluşturulmaya başlanmıştır. Örneğin; Uluslararası Yaşam Bilimleri Enstitüsü, Avrupa Birliği Fonksiyonel Gıdalar Komisyonu, Avrupa Fonksiyonel Gıda Bilimi vb gibi….

Fonksiyonel gıdaların Nütrosötik, düzenleyici, farma, tıbbi veya medikal, zenginleştirilmiş, sağlıklı, diyet, canlı ve süper gıdalar olarak da isimlendirildiği görülmektedir.

-Fonksiyonel Gıda Nasıl Olmalı?

Doğal olmalı

Bilim dünyası tarafından araştırılmalı ve etkileri onaylanmış olmalı

İçerdiği besin öğelerinin pozitif ve iyilik etkileri olmalı

Kontrolsüz tükettiğinizde güvenli olmalı, yan etki yapmamalı

Sağlığa yapacağı etki ispatlanmalı,

Alerjik etkisi olmamalı

Güvenli olmalı

-Fonksiyonel Gıda Çeşitleri

Bitkisel ve hayvansal kaynaklı olabilirler

1-Bitkisel Kaynaklı Olanlar

Bitkisel olanlara fitokimyasallar denilmektedir. Sebze, meyve, tahıl ve baklagillerde yaklaşık 8000 civarında fitokimyasallar bulunmaktadır.

Probiyotikler, Prebiyotikler, Fermente Sebzeler, Meyveler ve Tahıllar gibi..

2-Hayvansal Kaynaklı Olanlar

Deniz Ürünleri, Kırmızı Etler, Fermente Süt ve Süt Ürünleri gibi...

Örnekler:

Probiyotik yoğurtlar

Prebiyotik içecekler

Bitkisel çaylar

Omega 3 katkılı gıdalar

Lif içeriği arttırılmış gıdalar

Enerjisi azaltılmış gıdalar

Glütensiz ürünler

Sporcu içecek ve gıdaları

Vitamin ve minerallerle zenginleştirilmiş ürünler

Modifiye edilmiş margarinler gibi….

Fonksiyonel gıdalar denilince aklımıza yoğunlaştırılmış doğal ürünler gelmeli….

Fonksiyonel gıdalar sentetik özellikler taşımamalı…

Fonksiyonel Gıda Sektöründe en çok bilinen ve tüketilenler:

Probiyotikler

Prebiyotikler

Fonksiyonel İçecekler

Fonksiyonel Tahıllar

Fırın-Pasta Ürünleri

Margarinler

Fonksiyonel Et

Fonksiyonel Yumurtalar

-Fonksiyonel Gıda Neye Yarar?

Sağlıklı olmaya ve sağlığımızı sürdürmeye

Kronik hastalıkların oluşumunu önlemeye ve azaltmaya

Kalp Damar Hastalıklarının riskini azaltmaya

Kanser riskinde azalmaya

Bağışıklık sisteminini desteklemeye

Diyabeti önlemeye ve insülin direncini azaltmaya

Bilişsel fonksiyonlarda iyileşmeye, nörodejeneratif hastalıkları önlemeye

Osteoporozu önlemeye

Sistemlerimizin (11 adet) doğru çalışmasını sağlamaya ve sürdürmeye...

Fonksiyonel gıdaların sağlık açısından güvenilirliği en önemli husustur

Risk ve faydaları birlikte değerlendirilmelidir

Her şeyden önce hiçbir gıdaya mucize gözüyle bakılmamalıdır...

Sağlık için tüketicilerin bu konularla ilgili bilinçlenmesi gerekir ve Fonksiyonel gıdaları kullanmadan önce bilinçli olarak araştırılmalıdır.

Gıdalarımızdaki besin değerleri oldukça azalmış olduğundan metabolizmamızı sağlıklı sürdürebilmemiz için fonksiyonel gıdaların kullanılması gündeme alınmalıdır…

Fonksiyonel Gıda için Link: https://links.kyani.com/SzBKV


Blefaroplasti

Blefaroplasti Nedir?

Göz kapağına yapılan estetik ameliyatlara tıp literatüründe 'Blefaroplasti' adı verilmektedir. Göz kapaklarının vücudun en ince deri yapısı olması, çok hassas yapıları koruması, sürekli hareket etmesi ve çevresel-genetik faktörlerden çok kolay etkilenmesi nedeniyle özel bir öneme sahiptir. Değişiklikler arasında elastikiyet kaybı, cilt gerilmesi, sarkma, yağın yeniden dağılımı ve artan veya azalan pigmentasyon bulunur. Üst göz kapaklarında kabarık veya fazla deri olabilir, bu da göz kıvrım platformunun (makyajın yapıldığı yer) kapanmasına neden olur ve ayrıca daha yaşlı, yorgun bir göz görünümü oluşturur. Yaşlanma belirtileri, 30'lu yaşlarda göz çevresindeki kırışıklıklar ve göz torbalarının oluşmasıyla başlar. Geçen zamanın etkisiyle göz kapaklarının gerginliği azalır, yağ dokularının derin kısımlarında dışa basınçları ile sarkma ve torbalanma meydana gelir. Göz kapağı ameliyatları sadece estetik nedenlerle değil doğuştan, ırka bağlı olarak veya sonrasında göz kapağı sarkması veya göz kapağındaki cilt tümörleri için de yapılabilir. Blefaroplasti, yani estetik göz kapağı ameliyatları yukarıda sayılan nedenlerin yanı sıra bazı hastalarımızda azalmış olan görme alanını arttırdığı, gözlerin daha rahat açılmasını sağladığı ve sonuç olarak kitap okumak gibi aktivitelerde olduğu gibi birçok önemli günü kolaylaştırdığı için fonksiyonel nedenlerle de planlanabilir. 

Blefaroplasti ile fazla deri ve yağ alınır ve göz kapağının kasları ve dokuları sıkılaştırılır. Görme alanına düşen cild azaltılır ve çevresel görüş iyileştirilir.

Blefaroplasti Prosedürü

Blefaroplasti tipik olarak ayakta tedavi ortamında yapılır; lokal anestezi ve sedasyon gerektirir. İşlem, hem üst hem de alt göz kapaklarında işlem yapılıp yapılmadığına bağlı olarak 30 ila 60 dakika arasında sürebilir.

Üst göz kapaklarınız ameliyat ediliyorsa, kesi çizgileri genellikle göz kapaklarınızın doğal kıvrım çizgileri boyunca yapılır. İnsizyonlar yapıldıktan sonra, tortular ve fazla deri çıkarılır ve kapak kıvrımını derinleştirmek için göz kapaklarını çevreleyen orbicularis oculi kasının bir şeridi çıkarılabilir. Alt göz kapağı ameliyatı olacaksanız alt kirpik çizgisinin hemen altından veya alt göz kapağının iç kısmından bir kesi yapılabilir. Yönteme bağlı olarak alt göz kapağındaki fazla deri alınır veya yağ yeniden dağıtılır veya alınır. İşlem sonrasında kesileriniz çıkarılabilir dikişlerle kapatılır.

Blefaroplasti Sonrası İyileşme

Biraz şişlik, morarma, tahriş veya göz kuruluğu yaşayabilirsiniz, ancak bu belirtiler ortaya çıkarsa, bunlar genellikle çok hafiftir. Şişliğin çoğu iki hafta içinde azalır. Ameliyattan sonra iki hafta göz makyajı yapamayacaksınız. Dikişleriniz genellikle ameliyattan sonraki altıncı veya yedinci günde alınacaktır. Gözlerinizi güneşten korumak için bir ay boyunca koyu renk güneş gözlüğü takmanız önerilebilir. Birkaç gün ila bir hafta içinde işinize dönebilirsiniz, ancak en az iki hafta boyunca egzersiz ve ağır aktivitelerden kaçınmanız gerekecektir.

Blefaroplasti Riskleri

Bir blefaroplasti genellikle kolay tolere edilir. Ameliyattan sonra ameliyat bölgesinde şişlik ve morluk olabilir. Bu eninde sonunda kendi kendine geçecektir. Komplikasyonlar yaygın değildir ancak enfeksiyon, keloid gibi yara izi, çift veya bulanık görme içerebilir. Gözyaşı dağılımındaki geçici bir değişiklik nedeniyle gözlerinizde biraz tahriş ve kuruluk olabilir. Bir blefaroplastiden kaynaklanan yara izleriniz genellikle iyi iyileşir ve zamanla kaybolur. Spesifik semptomlarınızla ilgili olabilecek endişeleri ve oluşabilecek olası komplikasyonları doktorunuzla konuştuğunuzdan emin olun.

Trekking

Trekking: Doğa yürüyüşü

Doğada trekking, genellikle bir noktadan diğerine ulaşmak için günlük olarak yapılan hafif tempolu sportif yürüyüşlerdir.

Doğa tutkusu başka bir şey olmalı. Doğada vakit geçirmek, kendimizi doğanın kucağına bırakmak bir heyecan ve yaşam kaynağı olarak değerlendirilebilir. Bunu yapmanın en iyi yollarından biri de hiç şüphesiz "Doğa Yürüyüşü-Trekking" dediğimiz huzurlu yürüyüş şeklidir. Çünkü çalıştığımız ortamlarda yaşadığımız stresleri ve şehrin gürültüsünü üzerimizden atmak için çok ucuza yapabileceğimiz aktivite ile haftanın yorgunluğunu atabiliriz. Büyük şehirlerin karmaşasından ve günlük hayatın stresinden uzaklaşmak isteyenler; doğa sizi kucakladı ve her koşulda sizi bekliyor. Günümüzde insan olarak yaşantımıza baktığımızda; Şehrin bunalımı içinde bir hayat yaşayarak yaşadığımızı ve duygularımızdan yavaş yavaş uzaklaştığımızı görüyoruz. Yürüyüş, doğayı ve kendini keşfeden, tanıtan ve öğreten bir eğitimcidir. Trekking, iç dinamikleri harekete geçiren, motivasyonu ve zevkleri artıran, döndüğünüzde işinize ve hayatınıza odaklanmanızı sağlayan harika bir egzersizdir; basit görünen ama bir o kadar da karmaşık olabilen bir yürüyüştür.

Trekking nasıl yapılır?

Öncelikle belirtmeliyim ki trekking herhangi bir özel beceri gerektirmez. Yediden yetmişe sağlıklı herkesin yapabileceği bir aktivitedir. Yürüyüşünüzün belli bir temposu olmalı, vücudunuzu zorlayacak ani hızlanmalar ve yavaşlamalar erken yorulmanızı sağlayacaktır. Yürüyüşünüze yavaş başlayın ve çok fazla enerji tüketmemek için vücudunuzun uyum sağlamasına izin verin. Bu tek başınıza ya da 2 kişi yürümeniz için geçerlidir. Bunun yanı sıra grup olarak yapacağınız yürüyüşlerde mutlaka bir takım lideri olmalı ve takımın yürüyüş temposunu önden yürüyerek belirlemelisiniz. İlk kez trekkinge katılacakların fazla zorluk çekmeyecek bir parkur seçmeleri ve tecrübe kazandıkça parkurların zorluk derecesini artırmaları tavsiye edilir.

Ayrıca yılın herhangi bir zamanında yapılabilecek bir aktivite yapmak da güzel. Doğa yürüyüşlerini alışkanlık haline getirenler, her mevsim yürümekten çekinmezler. Mevsimlik alet ve kıyafetlerin temin edildiği yılın herhangi bir zamanında yapılabilir.

Trekking Malzemeleri Nelerdir?

Malzemeleri parkurun iklimine göre seçmelisiniz. Yürüyüşlerinizde her zaman önemli olan malzeme kıyafet ve ayakkabıdır. Giydiğiniz kıyafetler yürüyüşünüzü engellememeli ve geniş olmalıdır. Kış aylarında ise mevsim şartlarına uygun, ayağa ve yere tutunan ortopedik botlar tercih edilmelidir. Yaz aylarında kullanacağınız yürüyüş botları çok iyi bir havalandırma sağlamalı, ayak bileği koruması hafif ve yumuşak olmalıdır. Yedek giysi ve yiyecek için yeterince büyük bir sırt çantanız olmalı ve her koşulda çantanızda eldiven, bere, şapka ve gözlük bulunmalıdır.

Doğa yürüyüşlerinin vazgeçilmezi ise baton ve tayt. Batonlar, taşıdığınız çantanın ağırlığını vücudunuza ve sırtınıza çeken ayaklarınızdaki yükün dengeli dağılımı ve hafifletilmesi açısından çok önemli bir malzemedir. Yaz aylarında yürüyüş sırasında ayakkabınıza taş, toprak ve çakılların girmesini engellemenin yanı sıra tayt, zararlı böceklerin pantolonunuza girmesini de engeller. Kış aylarında kar, karın botlara girmesini engeller ve ayaklarınız ıslanmaz.

Doğa yürüyüşlerinden en az bir gün önce ayak tırnaklarınızı kestiğinizden emin olun. Aksi takdirde aktivite sırasında tırnak batması veya kırılması gibi küçük yaralanmalarla karşılaşabilirsiniz.

Normal ayak numaranızdan bir numara büyük, sert ve kalın tabanlı bir ayakkabınız olduğundan emin olun. Ve mümkünse ayaklarınızı bileklere saracak yürüyüş botları. Böylece ayak burkulma riskini azaltmış olursunuz. Posta veya bot gibi ayakkabılar giyilmelidir. Su geçirebilen spor ayakkabı veya herhangi bir boyunsuz ayakkabı kişiyi zor durumda bırakabilir.

Trekking yaparken, hareket kabiliyetinizi engellemeyecek rahat pantolon veya polar giyin. Giysilerinizi seçerken pamuklu ve keten türleri yerine sentetik ve yünlü giysiler tercih edin. Bunun nedeni pamuklu giysilerin çabuk ıslanması ve ıslandığında geç kurumasıdır. Hava soğuksa, termal iç çamaşırı kullanabilirsiniz. Kot pantolon yerine kadife veya yün pantolon tercih edilmelidir. Kot pantolonlar vücudu soğuk tutar, ıslandığında bacaklara yapışır ve kolay kurumaz.

Akşamları mutlaka sırt çantanızı hazırlayın ve sabah evden çıkmadan kahvaltı yapın ve ihtiyacınız olmasa bile bol su için.

Trekking Yaparken Gerekli Malzemeler:

• Kış şartlarında suya dayanıklı yürüyüş ayakkabısı tercih edilmelidir.

• Yedek ayakkabılar

• Yüz veya Başı kapatmak için kumaş
parçası

• Küçük bir sırt çantası

• Yağmurluk, panço ve benzeri su geçirmez giysiler

• Havlu

• En az 1 litre su için matara veya plastik şişe

• Orta boy bir el feneri yedeği pil, kibrit, dikiş malzemesi, defter, kalem, düdük

• Yürümeye engel olmayan keten pantolon

• Yün-Pamuk veya termal üst ve iç çamaşırı, muflonlu sıcak tutan bir giysi, ince bir kaban

• Çakı

• Yedek Giysiler (pantolon, polar, tişört, iç giyim, çorap vb.)

• Bere-Eldiven, (Mevsim şartlarına uygun)



• Her yürüyüşçünün çantasında bir yemek ve içecek bulunmalıdır

• Temel ilk yardım malzemeleri ve gerekli özel ilaçlar, koruyucu krem...

Sağlık için yürüyün....




Sigara

 Sigarayı bırakmanın faydaları 

Sigarayı bıraktıktan birkaç yıl sonra kanser riskinde azalma.

o Meme kanseri riski yarı yarıya azalır.

o Rahim ağzı kanseri riskinde azalma.

o Ağrı, ağız ve yemek borusu kanseri riski beş yıl sonra yarı yarıya azalır.

o Akciğer kanseri riski on yıl sonra yarı yarıya azalır.

o Pankreas kanseri riski on yıl sonra azalır.

o Larenks kanseri azalır.

Sigarayı bıraktıktan birkaç yıl sonra kardiyovasküler hastalık riskinde azalma.

o Koroner kalp hastalığı riski bir yıl sonra yarı yarıya azalır.

o Koroner kalp hastalığı riski sigarayı bıraktıktan 15 yıl sonra sigara içmeyenlerin düzeyine iner.

o Periferik vasküler hastalık riskinde azalma.

o Sigarayı bıraktıktan 5-15 yıl sonra serebrovasküler atak riski sigara içmeyenlerin düzeyine iner.

Sigarayı bırakmanın diğer faydaları.

o Hamilelikten önce veya hamileliğin ilk üç ayında sigara bırakıldığında, düşük kilolu bir bebek doğurma riski sigara içmeyenlere göre azalır.

o Peptik ülser hastalığı riskinde azalma.

o Sigara uzun süre bırakıldığında KOAH'tan ölüm riski azalır.

o Erken risk azalır.

o Sigarayı bırakan çocuklarda kulak ve üst solunum yolu enfeksiyonu riski azalır.

Günde bir paketten fazla sigara içen veya yataktan kalktıktan sonraki 30 dakika içinde sigara içen kişiler aktif bağımlı olarak kabul edilir. Sigarayı bırakmak için ilaç yardımına ihtiyaç duyan hastalar, uykusuzluk, huzursuzluk, açlık, anksiyete ve kabızlık gibi nikotin yokluğu semptomları nedeniyle geçmişte sigara içmeye devam eden veya bağımlı kişilerdir. İlaç tedavisi, birkaç hafta boyunca kademeli olarak azaltılmış nikotin replasmanı ile gerçekleştirilir. Bunu yapmanın üç yolu vardır:

1. Nikotin bandı: Kullanım sırasında sigara içilmez. Her bant koruyucu paketinden bir kez çıkarılır; temiz, kuru, tüy bırakmayan bir yüzeye yapıştırılır.

2. Nikotin sakızı: Sigarayı bırakan hastalarda kullanılır. Hastalar aşırı sigara içmek istediğinde sakız çiğnenmelidir.

3. Nikotin burun spreyi: 3-6 ayda bir saatte bir sıkarak kullanılabilen bir yöntemdir.


Aile Hekiminiz, sigara içenleri tespit etmek ve tedavi sunmak için yakınınızda bulunan sağlık uzmanıdır. Sigaranın zararlarıyla yüzleşmek ve doktorunuzla sürekli bir ilişki içinde olmak sizi daha sağlıklı bir geleceğe hazırlayacaktır.


Bağışıklık

Bağışıklık özellikle Covid Pandemisinden sonra tekrar gündemimize girmiş durumda. Gerçekten bağışıklık başta enfeksiyon olmak üzere vücudumuzu ilgilendiren inflamasyon dahil tüm süreçlerde önemlidir.

Hepimizin bildiği gibi, sağlıklı olmak hayattaki genel yaşam tarzının bir parçası olmalıdır. Kendimiz hakkında iyi hissetmek ve benlik saygımızı artırmak için sağlığımıza dikkat etmek çok önemlidir. Bu nedenle, enfeksiyonlarla ilgili en azından temel bilgileri ve bunlarla savaşmak için bağışıklık sistemimizin nasıl çalıştığını bilmek gerekir. 'Enfeksiyon' ve 'bağışıklık' kelimelerini duyduğumuzda aslında ne anlıyoruz?

Enfeksiyon, virüsler, bakteriler, mantarlar ve parazitler gibi mikroorganizmaların istilası ve çoğalmasıdır. Bağışıklık sistemi, vücudun enfeksiyonlar, kanser hücreleri ve yabancı maddeler gibi tespit edilip yok edilebilen hastalıklara karşı savunma sistemidir. Bağışıklık sistemimiz, sürekli olarak savaşmak ve hastalıklara karşı koruma sağlamak için görev yapan karmaşık hücre ve protein ağı ile vücudu korumak ve sağlığı iyileştirmek için bir "bağışıklık tepkisi" üretir.

Aldığımız her nefeste binlerce mikroorganizmayı soluyoruz. Her lokmamızda, çoğu zararsız olan ve diğerleri ciddi sağlık sorunlarına neden olabilen binlerce bakteriyi yutuyoruz. Bazı enfeksiyonlar, enfekte kişiler öksürdüğünde veya hapşırdığında yayılabilir, ancak birçoğunun bir hastalığa yakalanmasının tek nedeni bu değildir. Zayıflamış bir bağışıklık sistemi, bulaşıcı organizmaların vücutta gelişmesinin ana nedenidir, bu nedenle iyi el hijyeni tek başına bir hastalığın başlangıcını durdurmak için yeterli bir önleyici tedbir değildir. Her gün yüzlerce patojen bulutunun içinden geçerken bizi sağlıklı tutan bağışıklık sistemini güçlendirmek hayati önem taşır.

İyi bir beslenme, birçok hastalıktan kaçınmak için ilk savunma hattı olabilir. İyi bir örnek, vücutta asidik bir ortam olarak bizi hastalıklara karşı savunmasız hale getirdiği için asit oluşturan gıdaların yerini alan alkali bazlı bir diyettir. Fast food yemekleri ve şeker ilaveli içecekler vücutta asitliğe neden olur ve sağlığımızı riske atar. Alkali bir ortamın ise koruyucu ve sağlığı iyileştirdiği bilinmektedir. Sebzeler gibi alkali oluşturan gıdaların çoğu, bağışıklık sistemimizi güçlendirmedeki rolleri nedeniyle çok sayıda iyileştirici özelliğe sahiptir, bu nedenle her öğünde bol miktarda bitki bazlı gıda bulunmalıdır.

Lahana, brokoli, karnabahar, lahana, brüksel lahanası, mantar, sarımsak ve şalgam vücudun besinlerin enerjiye parçalandığı sindirim sistemini korumasına yardımcı olan sebzelerdendir. Ayrıca pancar, kakule, yaban mersini ve üzüm de bağışıklık sistemini koruyucu özelliklere sahiptir ve tüketilmesi gereken besinler listesine girer.

Örneğin lahana, vücudun enfeksiyonları aramasına ve temizlemesine yardımcı olurken, brokoli vücudun bağışıklık sistemi hücrelerini düzenlemesine yardımcı olur. Üzümdeki besinler hastalıklara karşı korunmaya yardımcı olur ve buna her tür üzüm dahildir. Birçok çalışma, bu besinlerin oksidatif stresi azalttığını, böylece kronik inflamasyonu ve hastalıkları önlediğini göstermiştir. Bu nedenle sağlıklı bir diyet, sağlığın önemli bir belirleyicisidir, çünkü değerli besinlerin eksikliği, vücudu artık koruyamayan bağışıklık sisteminin bozulmasına neden olabilir.

Egzersiz, güçlü bir bağışıklık sisteminin bir diğer önemli belirleyicisidir. Birçok araştırmanın sonuçları, çocukların 6 dakika aktif olarak temiz havada oyun oynamalarına veya koşmalarına izin vermenin sağlıkları üzerinde büyük bir etkisi olabileceğini ve bağışıklık hücrelerini yaklaşık %50 oranında artırabileceğini göstermiştir. Her gün sadece 30 dakika yürüyüş yapan bir kişinin soğuk algınlığı ve bademcik iltihabı gibi üst solunum yolu enfeksiyonlarına yakalanma riski %20 iken, hareketsiz bir yaşam tarzına sahip kişilerin ciddi hastalıklara yakalanma riski %50'dir.


Düzenli fiziksel egzersiz, bağışıklık sistemini güçlendirdiği için enfeksiyon riskini büyük ölçüde azaltır. Fiziksel aktivite aynı zamanda beyinde mutluluk ve rahatlama hissi veren bir kimyasal olan endorfin üretimini de uyarır. Ayrıca günlük aktiviteleri tamamlamak ve telaşlı bir yaşam tarzıyla başa çıkmak için önemli olan kas gücünü artırarak dayanıklılığı artırır. Bununla birlikte, aşırı egzersiz yapmak veya yeterince dinlenme süresine izin vermemek, vücut üzerinde oldukça zararlı bir etkiye sahip olabileceğinden ve gelecekteki egzersiz performansını etkileyebileceğinden, her şeyin ölçülü olarak faydalı olduğunu da belirtmekte fayda var.



Bağışıklık sistemini güçlendirmenin bir başka ve en iyi yollarından biri de fonksiyonel gıda takviyeleri almaktır.